YENİ Parti Samsun İl Başkanı Mehmet Özdağ, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan çeyrek dönem büyüme verilerini ele aldı. Özdağ, bu verilerin yalnızca rakamsal bir ifade olmadığını, arka planda yatan dinamiklerin de dikkate alınması gerektiğini belirtti. Özdağ, "Büyümenin hangi mekanizmalarla sağlandığı, bu süreçten kimin ne kadar faydalandığı ve bu durumun hangi kesimlere ek yükler getirdiği üzerinde durulması gereken önemli hususlardır" dedi.
2026'nın ikinci çeyreğinde hanehalkı nihai tüketiminin reel olarak yüzde 3,5 oranında arttığını ifade eden Özdağ, bu artışın genel büyüme oranını aştığını belirtti. Bu durumun, ilk bakışta büyümenin tabana yayıldığı ve halkın refahtan doğrudan pay aldığı izlenimini yaratabileceğini kaydetti. Ancak, madalyonun diğer yüzünün daha karmaşık dinamiklere işaret ettiğini vurguladı. Yılın ilk yarısında asgari ücretlinin enflasyon karşısındaki reel kaybının 5 bin 576 lira olarak hesaplandığını belirtti.
Yapay Büyüme ve Borçlanma
Özdağ, büyümenin borçlanma yoluyla elde edildiğini ifade ederek, "Hanehalkı borçluluğunun ulaştığı rekor seviyeler, ekonominin nasıl 'büyütüldüğünü' gözler önüne seriyor. Katma değerli üretim veya sanayi yatırımlarıyla değil, tüketici kredileri ve kabaran kredi kartı ekstreleriyle döndürülen bir ekonomi var" dedi.
Bu yapay büyümenin, geleceği ipotek altına alan bir modelle sağlandığını belirten Özdağ, "Çarklar, tüketici kredileri ve yüksek borç seviyeleri ile döndürülüyor. Bu durum, ekonominin kırılgan bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor" ifadelerini kullandı.
Kamu Destekleri ve Şirket Karları
Özdağ, büyümenin yalnızca kâğıt üzerinde olduğunu vurgulayarak, "Hükümet, yarının gelirini bugünden harcatıp tüketimi körükleyerek kâğıt üzerinde bir büyüme üretiyor" şeklinde konuştu. Ayrıca, kamu desteklerinin adım adım tasfiye edildiğini belirtti. Özelleştirilmiş dağıtım şirketlerinin kâr marjlarının devlet garantisi altında olduğunu ifade eden Özdağ, bu durumun şirketler için pazar riskini sıfırladığını ve maliyet artışlarının anında tarifelere yansıtıldığını vurguladı.
Özdağ, "Milyonlarca emekçinin reel geliri erirken dağıtım tekellerinin kârı teminat altına alınıyorsa, ortada toplumsal bir kalkınma değil, kârın özelleştirilip maliyetin kamulaştırıldığı bir bilanço büyümesi vardır. Kara kış yaklaşırken sayaçlara yansıyacak tarifeler, kimin büyüdüğünü ve kimin bedel ödediğini hepimize bir kez daha gösterecektir" diyerek, bu durumun toplum üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Sonuç olarak, büyüyen ekonomi değil, ödenemeyen borçlar ve bir avuç şirketin garantili bilançolarının öne çıktığını ifade etti.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.