'de, geçmişte bazı köylerde geleneksel yöntemlerle hazırlanan "", kadınların girişimleri sayesinde coğrafi işaretle tescillenerek koruma altına alındı. Merkeze bağlı Çat beldesinde 5 yıl önce kurulan Ferfene Çat Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi, bu unutulmaya yüz tutmuş yöresel lezzetin markalaşması için 2023 yılında Türk Patent ve Marka Kurumuna başvurdu. Yöresel üzüm turşusu, Ahiler Kalkınma Ajansı'nın (AHİKA) desteğiyle Türk Patent ve Marka Kurumunca coğrafi işaretle tescillendi.

Kadınların Üretim Süreci

Kooperatifte her gün bir araya gelen 8 kadın, yöredeki bağlardan toplanan tescilli parmak üzümünü salkımlarından ayırdıktan sonra yıkayıp kaplara döküyor. Kadınlar, kavanozlara koydukları üzüme şeker, su ve turşu ilacı ekleyerek kapaklarını kapatıyor ve yaklaşık 3 ay olgunlaşmaya bırakıyor. Bu süreçte, çeşitli ebatlardaki kaplarda olgunlaşmaya bırakılan üzümler, özellikle kış günlerinde sofralara lezzet katması için saklanıyor.

Kooperatif başkanı Şermin Salgın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kooperatifin temel amacının unutulmaya yüz tutan yöresel ürünleri yeniden gün yüzüne çıkarmak ve bunları günümüz koşullarına uyarlayarak gelecek nesillere aktarmak olduğunu belirtti. Kadın emeği ve azmiyle başarıya ulaşmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Salgın, "Asıl amacımız unutulmaya yüz tutmuş ürünleri tekrar inovasyona uğratarak gün yüzüne çıkarabilmekti. Bunda başarılı olduğumuzu düşünüyoruz. Çocuklarımız ve kendimiz daha sağlıklı besinler tüketebilelim diye böyle bir işe giriştik," dedi.

Üzüm Turşusunun Önemi

Salgın, yeni nesil tarafından yeterince bilinmeyen üzüm turşusunun, sağlıklı beslenme açısından sofralarda daha çok yer bulmasını istediklerini vurguladı. Üzüm turşusunun hazırlanmasında kullanılan üzümün dayanıklı tür olması gerektiğine dikkat çekti. "Üzüm turşusunu ve köftürü yeni nesil bunları tanımıyor bile. Bunları hem sağlıklı bir gıda olarak yiyebilsinler hem de sofralarımızda yer alsın istedik. Üzüm turşusu aslında eskiden biliniyordu ama Nevşehir'in her bölgesi de bilmiyordu. Eskiden üzüm çok olduğu zaman insanlarımız akıllarını kullanıp üzümlerden ne üretebiliriz derken üzüm turşusunu küplerin içine kurmuşlar. Kışın şimdiki kadar yiyecek-içecek bulunmadığı için komposto, hoşaf niyetine ya da serinlemek adına en güzel beslenme ürünüymüş. Şimdiki içeceklerden daha kaliteli, bunu tatmayanlar bilmeyenler de var ama tadına bakıp da beğenmeyeni hiç görmedim bugüne kadar. İstedim ki yöremize ait bu ürün tescillensin, gün yüzüne daha güzel ve kalitesiyle çıkabilsin," şeklinde konuştu.

Salgın, tescilinin ardından ürünün bilinirliğinin artacağına inandığını belirterek, internet aracılığıyla yurt içi ve yurt dışı siparişlere cevap vermek için hazırlık yaptıklarını ifade etti.

Kültürel Değerler

Kooperatifte üzüm turşusu yapan kadınlardan Sevda Uçar, bu turşunun yalnızca bir gıda değil, kuşaktan kuşağa aktarılan bir kültür olduğunu dile getirdi. tesciliyle ürünün geniş kitlelere ulaşmasını beklediklerini vurgulayan Uçar, "Üzüm turşusu çocukluğumuzun kolasıdır. Bulduğumuz şişelere üzüm turşusunun suyunu doldurur içerdik. Çok da lezzetlidir. Suyu da içilir taneleri de yenilir. Çoğu kimsenin bilmediği bir lezzet. Gittiğimiz yerde üzüm turşusu dediğimizde insanlar, 'Nasıl yani, üzümün turşusu mu olur' diyorlar. Bunu Nevşehir'in batısı biliyor, doğusu bilmiyor," dedi.

Aynur Taşdirek ise üzüm turşusu yapmayı çocukken annesinden öğrendiğini ve yıllardır severek tükettiklerini kaydetti.

Kadınların bu girişimi, hem yerel ekonomiye katkı sağlamakta hem de unutulmaya yüz tutmuş bir geleneği yaşatmaktadır. Üzüm turşusu, sadece bir gıda değil, aynı zamanda kültürel bir miras olarak gelecek nesillere aktarılmaktadır. Bu bağlamda, kooperatifin çalışmaları, Nevşehir'in gastronomi kültürünün zenginleşmesine de katkıda bulunmaktadır.