Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet , 2027-2029 dönemine ilişkin (OVP) hakkında bilgi vermek amacıyla Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel ile birlikte, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yabancı basın mensuplarıyla bir araya geldi. Yılmaz, OVP'nin Türkiye'nin ekonomik hedefleri doğrultusunda önemli bir araç olduğunu vurguladı. Bu programın, makroekonomik, mali ve yapısal politikaları yönlendiren temel çerçeve olduğunu belirtti. Ayrıca, OVP'nin kalkınma planlarıyla uyumlu bir şekilde her yıl güncellendiğini ifade etti.

Yılmaz, OVP'nin kamu gelirleri, harcamaları ve borçlanmasına ilişkin çerçeve sunduğunu belirterek, bu programın yıllık bütçenin hazırlanmasına dayanak oluşturduğunu ve ilgili dönem için reform gündemini tanımladığını aktardı. Türkiye'nin küresel ekonominin bir parçası olduğunu hatırlatan Yılmaz, dünya genelinde yaşanan gelişmelerin ekonomik öngörüleri ve politikaları etkilediğini söyledi. Küresel düzeydeki koşulların oldukça zorlu bir seyir izlediğine dikkat çeken Yılmaz, dünya genelindeki üretimin, gerçekleşmesi beklenen seviyenin bir yıl öncesindeki tahminlerin altında kalacağını öngördüklerini belirtti. Özellikle kırsal bölgelerde ve sanayi sektöründeki büyümenin Türkiye için kritik öneme sahip olduğunu ifade eden Yılmaz, dış talebin ihracat açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

Sanayi Üretimindeki Yavaşlama

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sanayi üretimindeki yavaşlamanın dikkat çekici olduğunu belirtti. Geçen yıl için öngörülen yüzde 3,4'lük büyümenin, bu yıl için yüzde 0,5'lik bir daralmaya işaret ettiğini kaydetti. Bu durum, küresel ticaret koşullarının elverişli olmadığını gösteriyor. Yılmaz, bölgedeki savaşın küresel ekonomiyi etkilediğini ve bunun Türkiye'nin ticaret performansına yansıdığını ifade etti. Geçen yıl hazırlanan kapsamlı programda Brent petrol fiyatlarının varil başına 64,3 dolar olmasının öngörüldüğünü hatırlatan Yılmaz, güncel hesaplamalarda ortalama fiyatın 89,3 dolara yükseldiğini aktardı. Enerji dışı emtia fiyatlarının da yükseldiğini ve küresel enflasyonun yukarı yönlü bir seyir izlediğini belirtti.

OVP'deki Revizyonlar

Yılmaz, OVP'deki büyüme oranının başlangıçta yüzde 3,8 olarak öngörüldüğünü, ancak bu öngörünün revize edilerek yüzde 3,3'e çekildiğini ifade etti. Yıl sonu tüketici fiyat endeksi (TÜFE) tahmininin de yüzde 16'dan yüzde 28,4'e revize edildiğini belirtti. Bu revizyonun, Merkez Bankası ile yapılan istişareler sonucunda gerçekleştiğini kaydetti. Yılmaz, dış ticaret açığı gibi kalemlerin öngörüler üzerinde benzer etkiler yarattığını belirterek, enerji faturasında beklenen artışın cari işlemler dengelerini etkilediğini söyledi. Turizm gelirleri beklentisinde de 3 milyar dolarlık bir düşüş yaşandığını aktardı.

Küresel Ekonomik Beklentiler

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2025 yılı için küresel ticaretin yüzde 5, küresel büyümenin ise yüzde 3,5 oranında gerçekleşmesinin beklendiğini ifade etti. Dünya ekonomisinin bu yıl yüzde 3, dünya ticaretinin ise yüzde 3,5 oranında büyümesinin beklendiğini belirtti. Ancak 2027 yılına ilişkin uluslararası beklentilerin olumlu yönde olduğunu kaydetti. Küresel düzeyde büyümenin yüzde 3,4 olacağı tahmin ediliyor ve ticaretin, yani küresel ticaretin önümüzdeki yıl yüzde 4,3 artacağı öngörülüyor. Bu durum, Türkiye gibi ihracatçı ülkeler için özellikle iyi bir haber olarak değerlendiriliyor.

Türk Lirasına Güven

Yılmaz, Türkiye'deki toplam yatırımın toplam tüketimden daha hızlı büyüdüğünü belirterek, bu durumun büyümenin kalitesi açısından önemli olduğunu vurguladı. Türk lirasına duyulan güvenin arttığını ifade eden Yılmaz, döviz korumalı mevduatların sıfır seviyesine indiğini ve Türk lirası mevduatlarının neredeyse iki katına çıktığını aktardı. Ayrıca, Türkiye'nin rezervlerinin önemli ölçüde arttığını ve risk primlerinin düştüğünü belirtti. Yılmaz, 2023 yılının Mayıs ayında toplam rezervlerin 98,5 milyar ABD doları olduğunu, 28 Ağustos 2026 itibarıyla ise rezervlerin 188,2 milyar dolara yükseldiğini ifade etti. Bu durum, Türkiye'nin ekonomik istikrarı açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Şirket Borçlarının GSYİH'ye Oranı

Yılmaz, Türkiye'deki şirket borçlarının Gayri Safi Yurt İçi Hasılaya (GSYİH) oranının oldukça makul seviyelerde olduğunu belirtti. Türkiye'de bu oran yüzde 38,9 iken, gelişmekte olan piyasalarda bu oranın yüzde 52,4, gelişmiş ekonomilerde ise neredeyse yüzde 90 olduğunu aktardı. Bu durum, Türkiye'nin borç göstergeleri açısından önemli bir avantaja sahip olduğunu gösteriyor. Yılmaz, Türkiye'nin borç göstergeleri göz önüne alındığında, küresel koşullarda önemli bir avantaj elde edeceğini belirtti. Bu bilgiler ışığında, Türkiye'nin ekonomik büyüme hedefleri doğrultusunda atacağı adımların önemi bir kez daha vurgulanmış oldu.

Dış Ticaret ve Ekonomik Gelişmeler

Yılmaz, dış ticaret açığı gibi kalemlerin öngörüler üzerinde benzer etkiler yarattığını belirterek, cari işlemler dengelerinin de bu durumdan etkilendiğini ifade etti. Daha önce 96 milyar dolar olarak öngörülen dış ticaret açığının, güncel verilere göre 105 milyar dolara yükseldiğini kaydetti. Bu artışın temel nedeninin enerji faturasında yaşanan artış olduğunu vurguladı. Yılmaz, 63 milyar dolar olarak öngörülen enerji faturası için şu anda 71 milyar dolar seviyesinin beklendiğini aktardı. Turizm gelirleri beklentisinde de 3 milyar dolarlık bir düşüş yaşandığını aktaran Yılmaz, burada 68 milyar dolarlık bir gelir öngörülürken, şu anda 65 milyar dolar beklendiğini belirtti.

Yılmaz, büyüme öngörülerine bakıldığında 2025 yılı için küresel ticaretin yüzde 5, küresel büyümenin ise yüzde 3,5 oranında gerçekleşmesinin beklendiğini ifade etti. Dünya ekonomisinin bu yıl yüzde 3, dünya ticaretinin ise yüzde 3,5 oranında büyümesinin beklendiğini belirtti. Ancak iyi haber şu ki 2027 yılına ilişkin uluslararası beklentilerin tamamı olumlu yönde. Küresel düzeyde büyümenin yüzde 3,4 olacağı tahmin ediliyor ve ticaretin, yani küresel ticaretin önümüzdeki yıl yüzde 4,3 artacağı öngörülüyor. Bu, elbette Türkiye gibi ihracatçı ülkeler için özellikle iyi bir haber.

Enerji Fiyatları ve Enflasyon

Yılmaz, enerji fiyatlarının ve enerji dışı emtia fiyatlarının yükseldiğine dikkat çekerek, küresel enflasyonun yukarı yönlü bir seyir izlediğini belirtti. Bu durumun OVP'deki öngörülerine de yansıdığını ifade eden Yılmaz, büyüme oranlarının ve enflasyon tahminlerinin güncellenmesi gerektiğini vurguladı. Yılmaz, enerji fiyatlarının artışının Türkiye'nin ekonomik dengelerini etkilediğini ve bu durumun enflasyonist baskıları artırdığını kaydetti. Bu bağlamda, Türkiye'nin enerji bağımlılığını azaltmaya yönelik adımlar atması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Yılmaz, ayrıca, büyüme ile enflasyon arasındaki dengeyi sağlamanın önemine değinerek, Türkiye'nin ekonomik büyüme hedefleri doğrultusunda atacağı adımların, enflasyonla mücadele programıyla uyumlu olması gerektiğini vurguladı. Bu bağlamda, Türkiye'nin ekonomik büyüme hedefleri doğrultusunda atacağı adımların, enflasyonla mücadele programıyla uyumlu olması gerektiğini vurguladı. Yılmaz, Türkiye'nin döviz korumalı mevduatları sıfır seviyesine indirdiğini ve Türk lirası mevduatlarının neredeyse iki katına çıktığını ifade etti. Bu durum, Türk lirasının güçlenmesi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Yılmaz, Türkiye'nin rezervlerinin önemli ölçüde arttığını ve risk primlerinin düştüğünü belirtti. Yılmaz, 2023 yılının Mayıs ayında toplam rezervlerin 98,5 milyar ABD doları olduğunu, 28 Ağustos 2026 itibarıyla ise rezervlerin 188,2 milyar dolara yükseldiğini ifade etti. Bu durum, Türkiye'nin ekonomik istikrarı açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Yılmaz, Türkiye'nin borç göstergeleri göz önüne alındığında, küresel koşullarda önemli bir avantaj elde edeceğini belirtti. Bu bilgiler ışığında, Türkiye'nin ekonomik büyüme hedefleri doğrultusunda atacağı adımların önemi bir kez daha vurgulanmış oldu.