BERLİN – (ECB) Başkanı Christine , Avrupa ülkelerinin içindeki bölünmüşlüğü ve dışa bağımlılığı sert bir dille eleştirdi. Lagarde, Almanya'nın başkenti Berlin'deki Bode Müzesi'nde düzenlenen bir akşam yemeğinde yaptığı konuşmada, Avrupa'nın siyasi ve ekonomik güçlerinin darmadağın olmasının dünya siyasetindeki etkisini kaybettireceğini vurguladı. "Her bir Avrupa ülkesinin siyasi ve ekonomik güçleri darmadağınık kalırsa, dünya siyasetinde esamesi okunmaz. 27 farklı ulusal gündeme bölünerek elimizdeki en büyük kozu çöpe atamayız" ifadelerini kullandı. Bu sözleriyle, Avrupa'nın bir bütün olarak hareket etmesinin önemine dikkat çekti.

Lagarde, küresel siyaset ve ekonomideki güç dengelerinin hızla değiştiğine işaret ederek, Avrupa'nın geçmişteki ilişkilerinin birbirini tamamlayıcı olduğunu hatırlattı. Ülkelerin küresel ölçekte ekonomik bağlarını genişletirken, Avrupa entegrasyonunun da derinleştiğini ifade etti. Ancak günümüzde, büyük güçlerin ekonomik ve jeopolitik ağırlıklarını kendi çıkarları doğrultusunda kullandığı daha sert bir dünya ile karşı karşıya olunduğunu vurguladı. Bu bağlamda, Avrupa'nın geçmişteki avantajlarını kaybetme riski taşıdığını belirtti.

Üç Farklı Yol

Lagarde, Avrupa'nın kritik bir eşikte olduğunu belirterek, Avrupa Birliği (AB) üyesi devletlerin yeni bir seçim yapması gerektiğini söyledi. "Avrupalılar olarak biz kimiz ve gelecekte kime güvenmeyi seçeceğiz? Önümüzde uzanan üç farklı yol var" diyen Lagarde, bu yolları şu şekilde açıkladı:

İlk Senaryo: Yapısal Gerileme

Lagarde, Avrupa'nın dünya sahnesindeki döneminin kapandığını ve yapısal gerilemesinin kaçınılmaz olduğunu savunan görüşü eleştirdi. Bu görüşe göre, Avrupa dışarıdan teknoloji ithal ederek sosyal modelini finanse etmeye çalışacak, ancak bu durum Avrupa'nın zayıflamasına yol açacak. Lagarde, bu senaryonun Avrupa'yı bir müzeye dönüştürme riski taşıdığını, bu durumda Avrupa'nın sadece geçmişteki başarılarını sergileyen bir yapı haline geleceğini ifade etti.

İkinci Yol: Ulusal Çıkarlar

İkinci yol olarak, her ülkenin sadece kendi ulusal çıkarlarının peşinden koşması öneriliyor. Ancak Lagarde, bu yaklaşımın da bir alternatif olamayacağını, çünkü orta ölçekli güçlerin küresel devlerin baskılarına direnebilmek için bir araya gelme yolları aradığını belirtti. Bu durum, Avrupa'nın global arenada etkisini kaybetmesine neden olabilecektir. Lagarde, bu noktada Avrupa'nın içinde hareket etmesinin gerekliliğini vurguladı.

Üçüncü Yol: Birlikte Güçlenme

Lagarde, Avrupa'nın 27 farklı ulusal gündeme bölünerek elindeki en büyük kozu çöpe atmaması gerektiğini vurguladı. Bu durum, Avrupa'nın birbirini seçerek inşa etme projesine kararlılıkla devam etmesine yol açacağını ifade etti. Lagarde, bu yolun zor olduğunu, ancak imkansız olmadığını dile getirdi. Avrupa'nın bir araya gelerek, ortak hedefler doğrultusunda ilerlemesi gerektiğinin altını çizdi.

Dijital Avro ve Parasal Egemenlik

Lagarde, Avrupa'nın savunma sanayisi ve enerji piyasalarındaki zayıflıkların bölünmeye açık hale getireceği uyarısında bulundu. Ortak hareket edilmesi durumunda dış baskılara karşı daha güçlü bir egemenliğe kavuşulabileceğini belirtti. Ayrıca, dijital avronun parasal egemenliği korumada önemli bir rol oynayacağını sözlerine ekledi. Lagarde, dijital avronun, Avrupa'nın dışa bağımlılığını azaltarak, kendi parasal egemenliğini korumasına yardımcı olacağını ifade etti.

Lagarde, konuşmasını ünlü Alman bilim insanı Alexander von Humboldt'un "Zor olan, benim için hiçbir zaman imkansız değildir" sözüyle tamamladı. Avrupa'yı inşa etme seçiminin zor olduğunu ancak imkansız olmaktan çok uzak olduğunu ifade ederek, Avrupa'nın geleceği için birlik içinde hareket etmenin gerekliliğini vurguladı. Avrupa'nın güçlü bir konumda kalabilmesi için ortak hareket etmesi gerektiğini belirtti. Bu bağlamda, Avrupa'nın geçmişten gelen güçlerini yeniden bir araya getirerek, gelecekteki zorluklarla başa çıkma kapasitesini artırması gerektiğini dile getirdi. Lagarde, Avrupa'nın bu zorluklarla başa çıkabilmesi için, uluslararası platformda daha etkili bir şekilde yer alması gerektiğini de sözlerine ekledi.