Yozgat'ın Sorgun ilçesine bağlı Büyüktaşlık Köyü'ndeki Uşaklı Höyük'te 2008 yılında başlayan arkeolojik kazı çalışmaları, bölgedeki medeniyetlerin izlerini gün yüzüne çıkarmaya devam ediyor. İtalya Pisa Üniversitesi'nden Doç. Dr. Anacleto D'Agostino'nun başkanlığında yürütülen bu kazılarda, höyüğün M. Ö. 3. bin yıla kadar uzanan önemli bir yerleşim yeri olduğu tespit edilmiştir. Kazılar, Roma dönemine kadar kesintisiz olarak kullanıldığı ve Hitit ritüellerinin gerçekleştirildiği düşünülmektedir.
Kazı Çalışmalarının Gelişimi
2008-2012 yılları arasında gerçekleştirilen yüzey araştırmaları ve 2013 yılından itibaren devam eden kazılar, Uşaklı Höyük'ün Hitit dönemindeki önemini ortaya koymuştur. Bu süreçte, bölgedeki yerleşim geçmişinin, M. Ö. 3. bin yılın sonlarından itibaren Roma, Bizans, Selçuklu ve Orta Çağ'a kadar uzandığı belirlenmiştir. Bu yıl, kazıların 14. dönemi tamamlanmış ve hazırlanan rapor Yozgat Valiliği'ne sunulmuştur.
Yapı Kalıntıları ve Buluntular
Höyükte gerçekleştirilen kazılarda, önceki yıllarda açılan kalenin tepe kısmında yangın sonucu tahrip olmuş bir yapının kalıntıları yeniden gün yüzüne çıkarılmıştır. Bu kalıntıların, Hitit kamu binalarının terk edilmesinden yüzyıllar sonra bölgenin yeniden yerleşime açılmasının ilk izleri olabileceği ifade edilmiştir. Ayrıca, dairesel yapı alanında hiyeroglif yazıtlı nadir bir mühür bulunmuştur. Bu mühür, M. Ö. 2. bin yılda Anadolu platosunda insanların seyahat etme ve beslenme alışkanlıklarına dair önemli bilgiler sunmaktadır.
Mühür ve Araştırmalar
Kazılarda ortaya çıkarılan mühür üzerindeki sahibinin adının kasıtlı olarak kazındığı ve aşınmanın altında uzmanların çözebildiği izlerin bulunduğu belirtilmiştir. Raporda, Orta Anadolu'da Hitit Fırtına Tanrısı'nın kutsal şehri olan muhtemelen antik Zippalanda'nın tarihi, 2013 yılından beri Pisa Üniversitesi liderliğindeki Türk meslektaşlarıyla yürütülen ortak araştırma projesi sayesinde giderek daha net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Ana Bulgular
- kazı kampanyasının ana bulguları arasında, kalenin tepe kısmında tamamen yanmış sıvalı büyük bir duvar yer almaktadır. Bu yapının kalınlığı ve işçiliği açısından sıradan bir yapı olmadığı, belki de Hitit kamu binalarının terk edilmesinden yüzyıllar sonra inşa edilmiş bir yapının ilk izlerini sunduğu düşünülmektedir. Dairesel yapı alanından gelen mühür, yorumlanması yakında yayınlanacak bir makalenin konusu olacaktır. Ayrıca, bu bölgede mekanın ritüelistik doğasına dair diğer ipuçları da ortaya çıkmıştır; kül tabakaları, hayvan kemikleri, önemli miktarda çömlek ve bir kolun bir kupa tutan bir el ile sonlandığı eşsiz bir şekle sahip adak kapları gibi buluntular kazılarda elde edilmiştir. Bu buluntular, bölgenin tarihine ışık tutmakta ve antik medeniyetlerin yaşam tarzlarına dair önemli bilgiler sunmaktadır.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.