Haber: Hilal Solmaz - Kamera: Belçim Kılıçkıran (İSTANBUL) - İstanbul Festivali, 30. yılını kutlarken, bu yıl 'ne değer görülen sanatçı , gençlerin Türk tiyatrosuna olan katkılarını öne çıkardı. Ekonomik ve toplumsal zorluklara rağmen tiyatro üretmenin önemine dikkat çeken Saran, "Burası bizim mücadele alanımız. İnatla bu işi sürdürmek çok kıymetli" diyerek tiyatronun hayatta kalma mücadelesine vurgu yaptı.

Saran, İstanbul Tiyatro Festivali ile olan 30 yıllık ilişkisini ve festivalin kendisi için taşıdığı anlamı ANKA Haber Ajansı’na anlattı. 30 yıl içinde festivalde toplam 15 projede yer aldığını belirten sanatçı, genç kuşağın oyunculuk, yönetmenlik ve tasarım alanlarında Türk tiyatrosuna "çok ciddi soluk" getirdiğini ifade etti. Ödül haberini aldığında yaşadığı şaşkınlığı paylaşan Saran, "Çok heyecanlıyım tabii. İlk söylediklerinde çok şaşırdım. Birden, 'Aa, demek benim yaşım gelmiş' dedim. Çok keyifli bir şey elbette, Onur Ödülü almak. Ama onurlu insanlardan Onur Ödülü almak çok keyifli ve huzurlu. İKSV'ye bu cömert teklifleri için teşekkür ediyorum" dedi.

Tiyatroda Değişim ve Yenilik

Festivalin 30 yıllık geçmişine tanıklık eden Saran, tiyatronun değişime açık yapısının onu canlı tutan temel özelliklerden biri olduğunu belirtti. Tiyatronun her dönemde kendisini yeniden ürettiğine işaret eden Saran, "Bütün sanatlar için belki bu söylenebilir ama tiyatroda bunu çok açık ve net görebiliriz, hep kendini yıkarak yeniden var eden bir sanat. O yüzden eskimiyor. Kökleri ne kadar derinlere dalarsa dalsın, o kök genişledikçe gövdesi de büyüyor ve durmadan değişiyor" şeklinde konuştu. Onur Ödülü vesilesiyle festivalin 30 yıllık geçmişini kendi hafızasında yeniden gözden geçirdiğini anlatan Saran, bu süreçte izlediği yapımları hatırladığını belirtti. Saran, "Ne kadar farklı, birbirinden çok beğendiğimiz, çok şaşırdığımız, hiç beğenmediğimiz, çok merak ettiğimiz, peşinden koştuğumuz proje izlemişiz. Aslında bu 30 yılda tiyatroya dair dünyamızı ne kadar zenginleştirmiş, bizi ne kadar büyütmüş ve dünyaya bakışımızı genişletmiş" ifadelerini kullandı. Festivalin bu nedenle kendisi için önemli olduğunu vurgulayan Saran, İstanbul Tiyatro Festivali'nin yanı sıra İKSV bünyesindeki farklı sanat etkinliklerinin de kuşaklar üzerinde iz bıraktığını dile getirdi.

Gençlerin Tiyatro Üzerindeki Etkisi

Saran, gençlerin tiyatro üretmeye devam etmesini değerlendirerek, ekonomik güçlükler ve toplumsal koşullara rağmen tiyatronun bir mücadele ve hayatta kalma alanı olduğunu vurguladı. "Yapabilecek başka bir şey yok çünkü. Hayatta kalmak demek, nefes almak demek, mücadele etmek demek. Burası da bizim mücadele alanımız. Yıkarak, yeniden üreterek, yeniden yaparak, bozup bir daha deneyerek, üç düşüp bir kalkarak, canımız acıya acıya devam ederek... de öyle, biz de öyleyiz. Ama başka bir şey yapmayı da bilmiyoruz" şeklinde konuştu. Sanatçıların kendi alanlarında üretmeyi sürdürmesinin önemine işaret eden Saran, "Bence herkes zaten en iyi yaptığı şeyi yapmayı sürdürmeli. Tabii ki yeni şeyler öğrenmek, dünyaya bakış açımızı genişletmek çok önemli ama inatla bu işi sürdürmek çok kıymetli" dedi. Son yıllarda genç kuşağın tiyatrodaki etkisinin yalnızca oyunculukla sınırlı olmadığını belirten Saran, genç yönetmen ve tasarımcıların da tiyatroya yeni bir soluk taşıdığını söyledi.

Festivaldeki Projeleri

Festivalde bugüne kadar kaç oyunla yer aldığını ödül vesilesiyle yeniden hesapladığını söyleyen Saran, 30 yılda 15 projeyle festival programında bulunduğunu belirtti. "Bu vesileyle saydım, hiç hatırlamıyordum doğrusu. 15 oyun olmuş festivalde. Yani 30 yılda 15 oyun. Fena bir sayı değil" diyen Saran, bu projelerin her birinin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Saran, festival geçmişinde kendisi için özel bir yerde duran yapımlardan birinin ise sahnelenemeyen "Elin Elimde" olduğunu söyledi. Oyunun Cüneyt Türel ile gerçekleştirmeyi planladıkları son proje olduğunu anlatan Saran, dönemin festival direktörü Dikmen Gürün ile yaptığı görüşmeyi şöyle aktardı: "15'incisi oynamadığımız bir oyun. 'Elin Elimde', Cüneyt'le bizim son projemizdi ve Dikmen Hoca'nın son yılıydı. Ben onunla gidip konuştuğum sırada aslında sağlığının buna el vermeyebileceğini biliyordum. Ona açıkça söyledim. 'Bu bir risk, bilmiyorum kabul eder misiniz? Çünkü oynayamama ihtimalimiz var' dedim. Nitekim öyle oldu. Ama festivalin eli hep elimizde oldu."

Saran, İstanbul Tiyatro Festivali'nin yanı sıra İKSV bünyesindeki diğer sanat etkinliklerinin de kuşaklar üzerinde iz bıraktığını vurgulayarak, "Tabii ki başta tiyatro festivali ama hep başka şeylerle de desteklendi. İlk gününden beri bienal, klasik müzik festivali, caz festivali, tiyatro festivalinin içerisindeki dans projeleri... Onların hepsi sahiden nefesimizi kesen ve bizi çok etkileyen işler olmuş" dedi.

Tiyatro ve Sanatın Önemi

Son olarak, Saran, tiyatronun ve sanatın önemine değinerek, "Bence herkes zaten en iyi yaptığı şeyi yapmayı sürdürmeli. Tabii ki yeni şeyler öğrenmek, dünyaya bakış açımızı genişletmek çok önemli ama inatla bu işi sürdürmek çok kıymetli" dedi. Gençlerin tiyatroda yarattığı etkiyi vurgulayan Saran, bu durumun yalnızca oyunculukla sınırlı olmadığını, aynı zamanda yönetmenlik ve tasarım alanlarında da kendini gösterdiğini belirtti. Genç kuşağın tiyatroya kattığı yenilikler ve enerjinin, Türk tiyatrosunun geleceği açısından büyük bir öneme sahip olduğunu ifade etti.