İyi akşamlar sevgili öğretmenim, umarım iyisinizdir. Uzun bir süre önce yazıştığımızı hatırlıyorum. Bugünkü yazınızı (4 Eylül 2026 Cuma) okuduğumda içimde bir çağrışım belirdi ve size yeniden yazma ihtiyacı hissettim. Her yazınızdan farklı bilgiler ve hazlar alıyorum. Ancak bugünkü yazınızın bende uyandırdığı duyguları paylaşmak istiyorum.
Zafer Gençaydın ile Anılar
Zafer Gençaydın’ı anımsadım. Onunla birlikte hem panellere hem de birçok etkinliğe katılmak benim için büyük bir gurur kaynağıydı. Hastalığının ilerlediği dönemde bir gece telefonla aradım ve bir saatten fazla okuma, kültür ve sanat konularını konuştuk. Bu konuşmanın ardından bir hafta sonra ben yine onu aradım. Yine uzun bir süre kitaplar, kültür ve toplumsal yapı üzerine sohbet ettik. Bir ara Prof. Dr. Ömer Lütfü Barkan’ın 1942 yılında yayımlanan ilginç bir makalesinden bahsettim. Kendisi bu makaleyi okumamıştı ve benden telefonla göndermemi istedi. Yazı uzun olduğu için kendisine bir takım hazırlatıp getireceğimi söyledim. Her zamanki nezaketiyle yorulacağımı vurguladı fakat ben ısrar ettim. Makaleyi arşivimden çıkarıp fotokopi ile götüreceğim sırada yaşamını yitirdi Zafer Hoca. Hastalığının en zor döneminde bile bu tür düşüncelere sahip bir Cumhuriyet aydını olarak onu kaybetmek acı oldu.
Öğretmen ve Öğrenci İlişkisi
Uzun bir yazı oldu, zamanınızı aldım. Bugünkü yazınızın çağrışımı işte bu oldu. Saygılarımla...
A. Celal Binzet
Yanıt: Zafer’le ben Elazığ’ın Ağın ilçesindendik. İkimiz de Köy Enstitüsü’nde eğitim aldık. O, Gazi Eğitim Enstitüsü’nde resim bölümünde, ben ise edebiyat bölümünde okudum. Zafer resim konusunda Berlin’de de eğitim aldı. Daha sonra her birimiz öğretmen olarak görevimizi Ankara’da sürdürdük. Zafer Gençaydın, Ankara’daki ressamlar arasında tanınan bir isimdi. Kitaplarda ve dergilerde resimlerini görüyordum fakat sergilerine katılma fırsatım olmadı. Siz Zafer Gençaydın ile etkinliklere katıldığınızı belirtiyorsunuz. Bu yakınlık onun sanatına dair size birçok şey kazandırmıştır. Onun yokluğu sizde büyük bir boşluk yaratmış olmalı. Ben de onu göremeyeceğim için bu yaz Ağın’a gitmemeyi düşünüyorum. Onunla yaşadığımız anıları hatırlayarak kendimizi avutacağız. Zafer’in yaratıcı bir yanı vardı ve unutulmaz hikayeler anlatırdı. Bu yüzden, ona bir tatilde çevrede tarlalarda bir şeyler serptiğini gördüğümde, ona “İspanyol bahçıvanı!” diye seslenmeye başladım. O günden beri sesinin yankısı hala kulaklarımda. Sevgiyle, esenlikle...
Adnan Binyazar
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.