Küba Devlet Başkanı , Başkanı Donald ’ın Truth Social hesabından paylaştığı ve Küba’yı ABD sınırları içinde gösteren haritaya sert bir tepki gösterdi. Diaz-Canel, yaptığı açıklamada, Küba’nın geçmişte yaşadığı deneyimlerine dikkat çekerek, ülkesinin bir daha asla herhangi bir gücün hakimiyetine girmeyeceğini belirtti. Bu bağlamda, Trump’ın paylaşımına doğrudan atıfta bulunmasa da, "Küba, iki imparatorluğun sömürgesi olmanın ne anlama geldiğini çok iyi biliyor. Bir daha asla hiçbir imparatorluğun sömürgesi ya da yeni sömürgesi olmayacağız" şeklinde ifadelerde bulundu.

Diaz-Canel, bağımsızlık ve ulusal egemenlik için verilen mücadelenin önemine de vurgu yaparak, "Bağımsızlık, ulusal egemenlik ve kendi kaderini tayin hakkı için dökülen kan boşuna değildi. Bunları sonuna kadar savunacağız" dedi. Bu sözler, Küba’nın tarihi boyunca yaşadığı zorluklara ve bağımsızlık mücadelesine atıfta bulunuyor.

Trump’ın Haritasında Küba ve Diğer Ülkeler

Trump’ın sosyal medya hesabında paylaştığı haritada yalnızca Küba değil, Kanada, Meksika, Grönland ve İzlanda gibi diğer ülkeler de ABD bayrağının renkleriyle gösterildi. Bu paylaşım, Washington ile Havana arasında uzun süredir devam eden gerginliğin daha da tırmandığı bir dönemde yapıldı. Küba, yaklaşık 400 yıl boyunca İspanya’nın sömürgesi olarak kalmış ve 1898’deki İspanya-Amerika Savaşı’nın ardından ABD’nin askeri kontrolüne geçmiştir. 1902’de cumhuriyet ilan edilmesine rağmen, Küba uzun yıllar boyunca Washington’ın yoğun siyasi ve ekonomik etkisi altında kalmıştır. Bu durum, Fidel Castro liderliğindeki Küba Devrimi’nin 1959’da başarıya ulaşmasıyla sona ermiştir.

ABD-Küba İlişkilerinde Gerilim

2026 yılı itibarıyla ABD ile Küba arasındaki ilişkiler yeniden sertleşmeye başladı. Trump yönetimi, Florida kıyılarına yaklaşık 150 kilometre uzaklıkta bulunan Küba’nın ABD’nin ulusal güvenliği açısından olağanüstü bir tehdit oluşturduğunu iddia ediyor. Daha önce Trump, Küba üzerindeki kontrolü ele geçirme niyetini açıkça dile getirmişti. Washington yönetimi, Havana’da yönetim değişikliği talep ettiğini de belirtti. Ayrıca, ABD yönetiminin yılın başından itibaren Küba’ya yönelik petrol sevkiyatlarını engelleyen politikaları, yaklaşık 9,4 milyon nüfusa sahip ülkedeki ekonomik ve enerji krizini daha da derinleştirmiştir. Bu durum, Küba’nın bağımsızlık mücadelesinin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.