, 1954 yılında buğday üretimini artırmak amacıyla Orta Asya'da büyük bir projesi başlattı. Bu proje, topraklarının yaklaşık %66'sında kalıcı bozulmalara yol açarak, 30 milyon hektarlık alanın erozyona uğramasına neden oldu. Nikita Kruşçev döneminde başlatılan "Bakir Topraklar Kampanyası" çerçevesinde, 1954-1963 yılları arasında Kazakistan, Sibirya ve çevresindeki kurak bölgelerde toplam 45 milyon hektar alan tarıma açıldı. Özellikle Kuzey Kazakistan'da 23 milyon hektar arazinin işlenmesi hedeflendi.

Tarımın İlk Sonuçları ve Çevresel Etkileri

Başlangıçta, bu tarım girişimi 1956 yılında yaklaşık 64 milyon ton tahıl üretimi sağladı. Ancak bu hızla artan tarımsal faaliyetlerin, 1950 ile 1965 yılları arasında yaklaşık 1,6 gigaton karbon emisyonuna neden olduğu bilimsel verilerle ortaya kondu. Sovyetler Birliği'nin 1991'de dağılmasının ardından birçok tarım alanı terk edildi ve bazı bölgeler tekrar doğal meraya dönüştü.

Erozyon ve Tarım Arazilerinin Durumu

Günümüzde, bu projenin çevresel etkileri, toprak kalitesindeki düşüşle daha belirgin hale gelmiştir. Kazakistan resmi verilerine göre, 30 milyon hektar tarım arazisi erozyondan etkilenmekte; bunun 24 milyon hektarı rüzgar, 5 milyon hektarı ise su erozyonuna maruz kalmaktadır. Üst , verimliliği azaltarak çölleşmeyi hızlandırmaktadır.

Toprak Verimliliğindeki Düşüş

Kazakistan Devlet Toprak Araştırmaları Enstitüsü'nün verilerine göre, toprakların potansiyel verimliliği %17 oranında azalmıştır. Sulama yapılan alanlardaki tuzlu toprak oranı da %35 ile %37 arasında artış göstermiştir. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) raporları, ülke genelindeki tarım topraklarının %75'inin , tuzlanma ve besin maddesi kaybı nedeniyle değişen derecelerde bozulduğunu ortaya koymaktadır.

Ülke Genelindeki Etkiler

UNDP verilerine göre, sorun yalnızca ekili alanlarla kalmayıp, ülke genelinde yayılmış durumdadır. Kazakistan'ın toplam yüzölçümünün %66'sına denk gelen 180 milyon hektar alanın bozulduğu ve 18 milyon hektarlık bir alanın doğrudan rüzgar ve su erozyonu riski taşıdığı bildirilmektedir. Bu durum, tarım alanlarının yanı sıra doğal ekosistemleri de tehdit etmektedir. Uzun yıllar süren bu tarımsal faaliyetler, çevresel dengeyi bozarak, yerel iklim koşullarını da olumsuz etkilemiştir. Kazakistan'daki bu durum, tarım politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Tarım arazilerinin sürdürülebilir yönetimi, hem çevresel hem de ekonomik açıdan büyük önem taşımaktadır. Ülkenin tarım alanlarının geleceği, bu tür projelerin çevresel etkilerinin dikkate alınarak belirlenmesiyle şekillenecektir.