YENİ Parti Şanlıurfa Milletvekili , Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e kamu sermayeli şirketlerin reklam harcamalarıyla ilgili bilgi verilmemesi üzerine bir soru önergesi sundu. Tanal, bu harcamaların kamu kaynakları kullanılarak gerçekleştirildiğini belirterek, ve hesap verebilirlik ilkelerinin gereği olarak bu harcamaların objektif kriterlere göre yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Tanal, özellikle Türk Hava Yolları (THY), Ziraat Bankası, Halkbank, Vakıfbank ve BOTAŞ gibi kamu sermayesine sahip şirketlerin televizyon kanallarına aktardığı reklam bütçelerinin hangi ölçütlere göre belirlendiğini sorguladı.

Reklam Bütçelerinin Dağılımı

Tanal, Bakan Şimşek’e şu soruları yöneltti: “Son 5 yılda THY, Ziraat Bankası, Halkbank, Vakıfbank, BOTAŞ ve diğer kamu şirketleri tarafından televizyon kanallarına aktarılan reklam bütçelerinin yıllık dağılımı nedir? Reklam ve tanıtım bütçeleri belirlenirken hangi objektif kriterler esas alınmaktadır? Reyting, erişim, hedef kitle, maliyet-etkinlik analizi ve bağımsız medya planlama raporları dikkate alınıyor mu?”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kamu kuruluşlarının TBMM ve Sayıştay denetimine tabi olduğunu ifade etti. Ayrıca, Ziraat Bankası, Halk Bankası ve Vakıfbank’tan gelen ortak yanıtı da paylaştı. Bu üç banka, her birinin bilgilerini üç aylık dönemlerde Kamuyu Aydınlatma Platformu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ve Türkiye Bankalar Birliği gibi platformlarda kamuya açıkladığını bildirdi.

Banka ve Müşteri Sırrı

Bakan Şimşek’in yanıtında, kamuya açıklanan banka finansal tabloları dışında talep edilen detay bilgilerin, Bankacılık Kanunu’nun 73 ve 159. maddeleri gereğince banka ve müşteri sırrı olarak değerlendirildiği ve bu nedenle paylaşılmasının mümkün olmadığı ifade edildi. Bu durum, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı ve reklam harcamalarının ne şekilde belirlendiği konusunda kamuoyunda belirsizlik yaratmaya devam ediyor. Tanal’ın bu önergesi, kamu harcamalarının şeffaflığına yönelik önemli bir tartışmayı gündeme getirirken, kamuoyunun bu konudaki bilgi talebinin ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Kamu sermayeli şirketlerin reklam harcamalarının nasıl belirlendiği ve bu harcamaların hangi kriterlere göre dağıtıldığına dair yapılan bu sorgulamalar, toplumda büyük bir merak uyandırıyor. Özellikle bu harcamaların kamu kaynaklarıyla yapıldığı düşünüldüğünde, bu bilgilerin kamuoyuyla paylaşılmaması, şeffaflık ilkesi açısından ciddi bir sorun teşkil ediyor. Tanal’ın önergesi, bu konuda daha fazla bilgi edinme talebinin ve kamu kaynaklarının etkin kullanımı konusundaki hassasiyetin altını çiziyor.

Sonuç olarak, kamuya ait kaynakların nasıl harcandığına dair bilgi eksikliği, kamuoyunda güven kaybına neden olabilecek bir durum olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle, kamu sermayeli şirketlerin reklam harcamalarının daha şeffaf bir şekilde kamuya açıklanması gerektiği düşünülüyor.