Olayın Arka Planı
İsrail'in Ketziot Cezaevi'nde, Filistinli mahkum Sair Semih Ebu Asab'ın Kasım 2023'te öldürülmesiyle ilgili soruşturma dosyasına giren telefon yazışmaları, cezaevindeki şiddetin boyutunu gözler önüne serdi. Gardiyanların kendi aralarındaki mesajlaşmalarında, Ebu Asab'ın ölümünü sevinçle aktardıkları ve cezaevinde mahkumlara yönelik ağır şiddetin rutin hale geldiği belirtildi.
Gardiyanların Mesajları
Yazışmalarda, Ebu Asab'ın ölümünün gardiyanlar arasında "Aşkım az önce öldü" ve "İnşallah geberir" gibi ifadelerle paylaşıldığı görüldü. Kadın gardiyan Oshrit Eliga'nın, sevgilisine gönderdiği mesajda, "Benimle ve vardiyamla gurur duyacaksın. Yaşananlardan sonra sayım 2 saat 23 dakika sürdü. Gerisini sen anla. Şu an klinikte kalp masajı yapıyorlar aşkım!" dediği aktarıldı. Başka bir gardiyan ise, "Kahretsin, ne sayımdı ama. Onları fena benzettik." ifadelerini kullandı.
Şiddetin Boyutu
Üçüncü bir gardiyanın mesajında, koğuşlardaki şiddete dair, "Nasıl delice bir sayımdı. Böylesi hiç görülmedi. Üzerlerine peynir döktük, biraz yumurta kırdık. Koğuşlarda oluk oluk kan vardı." şeklinde ifadeler yer aldı. Ebu Asab, olay gecesi hastaneye kaldırıldıktan sonra hayatını kaybetti. İddianameye göre, maruz kaldığı ağır darp, kalbinde hasara yol açarak ölümüne neden oldu.
Mahkumların Tanıklıkları
Soruşturma kapsamında konuşan bir mahkum, Ebu Asab'ın bir gardiyana ateşkes olup olmadığını sorduğunu ve sayım sırasında 15 gardiyan ve güvenlik personelinin koğuşa geldiğini anlattı. Ebu Asab'ın adının okunmasının ardından, koğuştaki mahkumların coplarla dövüldüğü ve üzerlerine köpek salındığı ifade edildi. Mahkum, "Yerde kırık dökük yatıyorduk. Asab kalkamadı. En çok dayağı o yedi. Kanıyordu ve bütün yüzü morarmıştı." dedi.
Gardiyan İfadeleri
Soruşturma dosyasındaki gardiyan ifadeleri, mahkumların anlattıklarını destekler nitelikte. Gardiyan Avia Arusi, "Komutan ve diğer bir gardiyan, hücredeki herkese ateşkesi kimin sorduğunu sordu. Sonra gardiyan işaret edip 'Sen miydin?' dedi. Mahkum korktu ve kekeledi. Ardından onu deliler gibi dövmeye başladılar." şeklinde konuştu. Gardiyan Diana Troitsky ise, "Ateşkes olmadığını anlamaları için onları dövmemiz gerektiğini anladık." dedi.
Şiddetin Politika Olması
Soruşturma dosyasındaki ifadeler, cezaevindeki şiddetin münferit bir olay olmadığını da ortaya koyuyor. Bir güvenlik görevlisi, Ebu Asab'ın hücresinde yaşananları "Bir nevi rutindi, bu yüzden olayı kimseye bildirmedik. Üst düzey komutanlar açısından bakıldığında bu gayet uygundu. Politika buydu." şeklinde değerlendirdi. Kadın gardiyan Eliga'nın da Ebu Asab'ın ölümünden sonra sevgilisine gönderdiği mesajda, "Aşkım, son durum, az önce öldü." dediği belirtildi.
Namaz Kılan Mahkumlara Saldırı
Eliga'nın başka bir mesajında, namaz kılan mahkumlara yönelik şiddet anlatıldı. Gardiyan, "Mesela dün benim vardiyamda üç hücre yırtınırcasına namaz kılıyordu; dayakları biraz hafiflettiğimiz için bizi sınıyorlardı." ifadelerini kullandı. Soruşturma dosyasında, farklı tarihlerde cezaevine getirilen yeni mahkumların da ağır şekilde darbedildiği bilgisi yer aldı.
İddianame Hazırlığı
Ebu Asab'ın ölümünden yaklaşık üç yıl sonra, İsrail'de savcıların, cezaevinde görevli 12 gardiyan hakkında iddianame hazırladığı belirtildi. Gardiyanların, savaşta Dürzi askerlerin öldürüldüğü yönündeki bilginin ardından misilleme amacıyla Ebu Asab ve diğer sekiz Filistinli mahkumu darbetmekle suçlandığı kaydedildi. Dürzi askerlerin öldürüldüğüne dair bilginin daha sonra gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı. İddianame, sanıklar hakkında "tedbirsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermek" suçlaması yöneltildiği bilgisiyle son buldu.
Cezaevindeki Şiddetin Yaygınlığı
Soruşturma dosyasında yer alan belgeler, cezaevindeki şiddetin yalnızca Ebu Asab'la sınırlı olmadığını, diğer mahkumların da benzer muamelelere maruz kaldığını ortaya koyuyor. Gardiyanların, mahkumlara yönelik uyguladıkları şiddetin, cezaevinin genel uygulamaları arasında yer aldığı ve bu tür olayların sıkça yaşandığı belirtiliyor. Bu durum, cezaevindeki güvenlik görevlileri ile üst düzey yetkililerin bu tür uygulamaları göz ardı ettiğini de göstermektedir.
Üst Düzey Yetkililerin Rolü
Soruşturma ilerledikçe, üstlerini de suçlayan bir komutanın, Cezaevi Komutanı Tuğgeneral Yosef Knipes başta olmak üzere üst düzey yetkililerin yüzlerini gizleyen kasklarla koğuş baskınlarına katıldığını ve içeriden çığlıklar yükseldiğini söylediği aktarıldı. Knipes, kendisine yönelik suçlamaları reddetti. Bu durum, cezaevindeki şiddetin yalnızca alt kademe gardiyanlarla sınırlı olmadığını, üst düzey yetkililerin de bu duruma dahil olduğunu gösteriyor.
Ebu Asab'ın Suistimalleri İfşa Etme Tehdidi
Ebu Asab, sorgusu sırasında cezaevindeki diğer gardiyanların da karıştığı suistimalleri ifşa etmekle tehdit etmişti. Bu durum, cezaevindeki şiddetin daha geniş bir sorunun parçası olduğunu ve bu tür uygulamaların sistematik bir şekilde yapıldığını ortaya koyuyor. Soruşturma dosyasındaki belgeler, gardiyanların Filistinli mahkumlara yönelik şiddetinin yanı sıra üst düzey yetkililerin bu uygulamaları görmezden geldiğine ilişkin iddiaları da ortaya koyuyor.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.