, Yargıtay tarafından olarak kabul edilen ve hilafetçilik politikasıyla bilinen bir yapı olarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 4 Eylül 2026 tarihinde katıldığı bir etkinlikteki sözlerine tepki gösterdi. Erdoğan, “Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergi Açılışı” etkinliğinde, geçmişe sahip çıkmanın ve kültürel mirası korumanın önemini vurguladı. Ancak Hizb-ut Tahrir, Erdoğan’ın bu açıklamalarını eleştirerek, geçmişle ilgili söylemlerinin derin bir anlam taşımadığını savundu.

Karanlık Bir Tarih Kaleme Alındı

Hizb-ut Tahrir’in Merkezi Medya Ofisi, Erdoğan’ın etkinlikteki sözlerine atıfta bulunarak, “Geçmişe sahip çıkmak yalnızca müzelerde eser sergilemekle mümkün değildir. 3 Mart 1924’te hilafetin kaldırılmasıyla birlikte, bu milletin geçmişiyle bağı koparılmıştır. O tarihten sonra, geçmişi kötü göstermek amacıyla sahte tarihler yazılmış ve bu durum, sömürgeci güçler tarafından desteklenmiştir,” ifadelerini kullandı. Bu bağlamda, geçmişle bağın koparılmasının sadece bir tarihsel olay değil, aynı zamanda kültürel bir travma olduğunu belirttiler.

Müslüman Duygularını Gıdıklamak

Hizb-ut Tahrir, Erdoğan’ın mevcut laik ve demokratik sistem içinde geçmişe sahip çıkma söylemini eleştirerek, bu söylemin Müslümanların duygularını gıdıklamak için kullanıldığını ifade etti. Açıklamada, “Eğer gerçekten ecdadımızın kahramanlıklarına sahip çıkmak istiyorsanız, Batı kültürünü ve çürümüş yönetim sistemini tarihin çöplüğüne atmalısınız. Ancak o zaman geçmişe sahip çıkmak mümkün olacaktır,” denildi. Bu ifadeler, Erdoğan’ın söylemlerinin yüzeysel olduğunu ve gerçek bir dönüşüm için yeterli olmadığını vurguladı.

Ümmet Dirilecek, Hilafet Kurulacak

Açıklamada, hilafetin kaldırılmasının ardından laik demokratik sistemin Batı tarafından getirildiği ve bu durumun Müslümanların topraklarını parçalamak için üretilen bir düşünce olduğu iddia edildi. Hizb-ut Tahrir, hilafetin yeniden kurulması durumunda ümmetin yeniden dirileceğini ve bu dirilişin sadece yerel değil, uluslararası ölçekte etkili olacağını belirtti. “ kurulduğunda ümmet yeniden dirilecek ve bu sefer Washington kapılarına kadar dayanacaktır. Ancak bunun için, üzerimize yönetici olarak atanan kişilerden kurtulmalıyız,” ifadeleriyle, Müslümanların birlik ve beraberlik içinde hareket etmesi gerektiğini vurguladılar. Bu açıklamalar, Hizb-ut Tahrir’in ideolojik duruşunu ve hedeflerini açıkça ortaya koyarken, Erdoğan’ın politikalarına yönelik ciddi bir eleştiri niteliği taşıdı.

Sonuç ve Değerlendirme

Hizb-ut Tahrir’in bu açıklamaları, Erdoğan’ın geçmişe sahip çıkma söylemlerinin yeterli olmadığını ve gerçek bir değişim için daha radikal adımlar atılması gerektiğini savunuyor. Bu durum, Türkiye’deki siyasi tartışmaların ve ideolojik çatışmaların derinleşmesine neden olabilir. Hizb-ut Tahrir, hilafetin yeniden kurulması gerektiğini savunarak, mevcut yönetim anlayışına karşı bir alternatif sunmayı amaçlıyor. Bu bağlamda, Erdoğan’ın söylemleri ve Hizb-ut Tahrir’in tepkileri, Türkiye’nin gelecekteki siyasi dinamiklerini etkileyebilecek önemli bir tartışma konusu haline geliyor.