El Cezire'den Urooba Jamal'ın analizine göre, 12-13 Eylül tarihlerinde Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de gerçekleştirilecek Liderler Zirvesi, grubun merkezli uluslararası düzene alternatif oluşturup oluşturamayacağı tartışmalarını yeniden gündeme taşıyacak. Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika'nın oluşturduğu BRICS, son yıllarda İran, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan, Mısır, Etiyopya ve Endonezya'nın katılımıyla genişleyerek dünya siyasetinde daha büyük bir ağırlığa sahip oldu. Ancak uzmanlar, bu ekonomik büyüklüğün henüz ortak bir siyasi güce dönüşmediğini belirtiyor.

BRICS'in Başarısı Nasıl Ölçülüyor?

Makalede, BRICS'in başarısının Batı'nın yerini alıp alamadığı üzerinden değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceği vurgulanıyor. Sao Paulo Üniversitesi BRICS Çalışmaları Grubu'ndan Octavio Oliveira ve Enzo Godinho, grubun Birleşmiş Milletler gibi güçlü bir kurumsal yapıya sahip olmamasının önemini ortadan kaldırmadığını ifade ediyor. Araştırmacılar, BRICS'in asıl değerinin Küresel Güney ülkelerinin seslerini duyurabilecekleri ve işbirliğinde Batı'yı devre dışı bırakabilecekleri bir platform oluşturmasında yattığını belirtiyor.

Ekonomik Güç, Siyasi Etkiyi Yansıtıyor mu?

Carleton Üniversitesi'nden Sean Burges, BRICS'in Batı liderliğindeki sistemi devralmaktan ziyade, üyelerine daha fazla hareket alanı sağlamaya çalıştığını savunuyor. Burges'e göre, bu ülkeleri bir arada tutan iki temel unsur bulunuyor: Uluslararası ticaretten daha fazla ekonomik kazanç elde etmek ve Batı'nın demokrasi ile insan hakları konularındaki baskısından daha bağımsız hareket edebilmek.

BRICS'in Ekonomik Verileri

BRICS'in rakamları, grubun göz ardı edilemeyeceğini gösteriyor. El Cezire'nin aktardığı verilere göre, 11 üyeli grup, dünya nüfusunun yaklaşık yarısını, satın alma gücü paritesine göre küresel üretimin yüzde 40'ını, dünya petrol üretiminin yüzde 44'ünü ve küresel ticaretin yaklaşık dörtte birini temsil ediyor. IMF verilerine göre, BRICS ekonomilerinin 2026'da yaklaşık yüzde 3,7 büyümesi beklenirken, G7 ülkelerinde bu oran yaklaşık yüzde 1 seviyesinde kalacak. Ancak jeostratejik analist Imran Khalid, BRICS'in gerçek nüfuzunun büyüklüğünün düşündürdüğünden daha zayıf olduğunu ifade ediyor. Örneğin, BRICS tarafından kurulan Yeni Kalkınma Bankası (NDB), 2024 sonuna kadar onayladığı toplam finansmanın yaklaşık 39 milyar seviyesinde kalacağını öngörüyor ve bu finansmanın önemli bir kısmı hâlâ dolar üzerinden sağlanıyor.

Doların Etkisi ve BRICS'in Geleceği

BRICS'in Batı'nın ekonomik hakimiyetine meydan okumasının önündeki en büyük engellerden biri de ABD dolarına bağımlılık. Uzmanlara göre, dolarizasyonu azaltma yönündeki söylemlere rağmen BRICS ülkeleri arasındaki ticaretin büyük bölümü hâlâ dolar üzerinden gerçekleştiriliyor. Çin, yuanın kullanımını artırmaya çalışırken, Suudi Arabistan da farklı para birimleriyle seçeneğini gündeme getiriyor. Ancak analist Guy Burton, doların önümüzdeki on yıl içinde ciddi biçimde tahtından edilmesinin beklenmediğini belirtiyor. Khalid, BRICS'in dolardan çıkmadığını, üyelerin kendi dolar bağımlılıklarını azaltmaya çalıştığını ifade ediyor.

BRICS'in Çeşitliliği ve Zayıflıkları

BRICS'in en büyük avantajlarından biri, çok farklı ülkeleri aynı masada buluşturması. Ancak bu çeşitlilik, grubun en önemli zayıflıklarından birini de oluşturuyor. El Cezire'nin analizinde, ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaş bunun en açık örneği olarak gösteriliyor. Mayıs ayında düzenlenen BRICS dışişleri bakanları toplantısında üyeler ortak bir açıklama üzerinde anlaşamadı. Khalid'e göre, İran, açıklamada ABD ve İsrail'in eylemlerinin açıkça isimlendirilmesini istedi, ancak BAE buna karşı çıktı. Sonuç olarak toplantı ortak bildiri yayımlanmadan sona erdi. Burton, BRICS'in temel yapısal sınırının, ülkelerin birbirlerini savunmak zorunda oldukları bir ittifak mantığının bulunmaması olduğunu belirtiyor.

BRICS'in Geleceği ve Etkisi

Makalede ortaya çıkan tabloya göre, BRICS, ortak para birimi, ortak gümrük tarifesi veya karşılıklı savunma yükümlülüğü bulunan klasik bir jeopolitik ittifak değil. Batılı kurumların dışında kalkınma finansmanı yaratması, üyeleri arasındaki ticareti kolaylaştırması ve Küresel Güney ülkelerine daha geniş hareket alanı sunması, grubun etkisini farklı bir noktaya taşıyor. Imran Khalid'e göre, BRICS'in en önemli başarısı, Batı'nın yerine geçen yeni bir düzen kurmaktan çok, Batı'nın tek tek ülkelere ucuza baskı uygulama imkanına meydan okuyan bir yapıya dönüşmesidir. Bu açıdan BRICS'in önündeki temel soru, Batı merkezli sistemi yıkıp yıkamayacağı değil; Batı'nın küresel sistemdeki hakimiyetini eskisi kadar kolay kullanıp kullanamayacağı olarak öne çıkıyor.