Zühtü İbiş'in Hayatı ve Saldırı Anı
Zühtü İbiş, 11 Eylül 2001 tarihinde ABD'deki terör saldırılarında hayatını kaybeden tek Türk vatandaşıdır. Kardeşi Mehmet İbiş, saldırının 25. yıl dönümünde CNN Türk'e yaptığı açıklamada, o gün yaşadıklarını ve abisinin son sözlerini paylaştı. Zühtü İbiş, saldırı sırasında ofisinde çalışıyordu ve son konuşmasında "Merak etmeyin iyiyim, birazdan görüşürüz" demişti.
Mehmet İbiş, o gün iş yerinde bulunduğunu ve bir arkadaşından gelen telefonla olayın ciddiyetini öğrendiğini belirtti. Arkadaşının, "Binalara uçak çarptı, abin işe gitti mi?" sorusu üzerine, hemen internetten haberlere baktığını ifade etti. İlk başta durumu ciddiye almadığını, ancak abisiyle iletişim kuramadığını söyledi. Zühtü İbiş, Kuzey Kule'de çalışıyordu ve Mehmet İbiş, abisine ulaşmak için birçok kez arama yaptı.
Aile ile İletişim ve Olayın Ciddiyeti
Mehmet İbiş, abisine ulaşamayınca ailesini aradığını ve babasının kendisine iş yerini kapatıp eve gelmesi gerektiğini söylediğini aktardı. Eve vardığında, yeğeninin babasını bekleyerek ağladığını gördüğünü dile getirdi. Zühtü İbiş, eşiyle son konuşmasını yaptıktan sonra, ofisine gelen itfaiyecilerin bulunduğu sırada telefonu kapatmıştı. Mehmet İbiş, o anları anlatarak, annesinin ağladığını ve abisini bulmak için New York'a ulaşmanın yollarını aradığını belirtti.
Olayın Ardından Yaşananlar
Saldırının ardından, polisin tüm yolları kapattığını ve büyük bir trafik sıkışıklığı yaşandığını ifade eden Mehmet İbiş, Manhattan manzarasında dumanların yükseldiğini gördüğünü söyledi. Abisini bulmak için saatlerce beklediğini, ancak o gün yaşadığı korkunç anların kendisini derinden etkilediğini belirtti. Zühtü İbiş'in kimliğinin tespit sürecinde aileden DNA örnekleri alındı ve altı ay boyunca kayıp arama çalışmaları yapıldı.
Zühtü İbiş'in Anısı ve Aile Bireyleri
Mehmet İbiş, abisinin hayatını kaybetmesinin ardından ailenin yaşadığı acıyı ve zorlukları anlattı. Zühtü İbiş'in cenazesi, Yozgat'a götürülerek defnedildi. Aile, 1984 yılında ABD'ye göç etmiş ve Zühtü İbiş, bilgisayar mühendisi olarak çalışıyordu. 11 Eylül saldırıları sonrasında, Mehmet İbiş'in vatandaşlık alma sürecinde yaşadığı zorluklar da dikkat çekti.
11 Eylül'ün Etkileri ve Unutulmaması Gerekenler
Mehmet İbiş, 11 Eylül saldırılarının ardından yaşananların hala aklından çıkmadığını ve zamanın acıyı katladığını ifade etti. Özellikle Türk televizyonlarında yapılan yorumların kendisini üzdüğünü belirterek, Türk halkının Zühtü İbiş'i unutmaması gerektiğini vurguladı. Zühtü İbiş, o gün hayatını kaybeden tek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak anılmayı hak ediyor.
Mehmet İbiş, 11 Eylül'ün sadece bir terör saldırısı değil, aynı zamanda birçok insanın hayatını etkileyen bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Zühtü İbiş, 11 Eylül 2001 tarihinde, New York'taki Kuzey Kule'de çalışıyordu. O gün, sabah saatlerinde iki uçak, Dünya Ticaret Merkezi'ne çarptı. Zühtü İbiş, o sırada ofisinde bulunuyordu ve son konuşmasını eşiyle yaptıktan sonra, olayın ciddiyetini fark etti. Mehmet İbiş, abisinin o gün yaşadığı korkunç anları ve ailesinin yaşadığı kaybı derin bir üzüntüyle anlattı.
İlk Bilgiler ve Aile İlişkileri
Mehmet İbiş, abisinin iş yerinde yaşananları öğrendiği anı hatırlayarak, "İş yerindeydim. Her sabah olduğu gibi... Bir arkadaşımdan telefon aldım. Olayın vahameti belli değildi. Arkadaşım da 'Binalara uçak çarptı, abin işe gitti mi?' diye sordu. Ben de 'Evet gitti' dedim. Sonra internetten haberlere baktım. Ben de açıkçası ilk etapta ciddiye almadım. Binadan dumanlar yükseliyordu. Abimle iletişime geçmeye çalıştım ama ulaşamadım. Kuzey Kule'de çalışıyordu. Üçüncü katta ofis numarasını aradım. Cep telefonunu aradım. O zaman çağrı cihazları vardı. Çağrı cihazına mesaj attım defalarca, ulaşamadım." dedi.
Aile Dinamikleri ve Duygusal Anlar
Mehmet İbiş, abisine ulaşamaması ardından ailesini aradığını anlattı: "Sonrasında babamı aradım, arka planda annemin ağlama seslerini duyuyordum. Babam dedi ki 'Oğlum, hemen işyerini kapat, buraya gel. Olay ciddi' dedi. Arabaya atlayıp oraya gittim. Eve ulaştığımda çok kötü bir manzara vardı. Yeğenim 2 yaşındaydı o zaman. O camın önüne yapışmış ağlıyordu. Babasını bekliyordu. Her gün o pencereden babasının gelişini izlerdi. Tabii o da bir şeyler olduğunu anladı."
Zühtü İbiş'in Son Anları
Zühtü İbiş, eşiyle son konuşmasını yaptıktan sonra, olayın ciddiyetini fark etti. "Böyle böyle bir şey oldu. Merak etmeyin iyiyim. Şu anda ofisimdeyim. Şimdi kapatmam lazım, itfaiyeciler geldi" diyerek telefonu kapatmıştı. "Birazdan görüşürüz" diye aramayı sonlandırmıştı. Annem ağlıyordu. Ben içeriye girer girmez yakama yapışıp 'Ne olur, git abini bul' dedi ve ben orada daha fazla duramadım. Oradan çıkıp New York'a ulaşmanın yollarını aradım."
Olayın Sonrası ve Arama Çalışmaları
Saldırının ardından polisin tüm yolları kapattığını belirten Mehmet İbiş, o ilk gün yaşadıklarını da CNN Türk yayınında paylaştı: "Olayın etkisiyle çok yüksek hızlarda ilerliyordum ve yaklaştıkça ilk önce George Washington Köprüsü'ne yöneldim. Kapatmışlardı ve böyle kilometrelerce trafik yani araç kuyrukları oluşmuştu. Nehrin New Jersey tarafına ulaşmayı başardım. Sahil kenarına inip orada tekneler vardı. Onlardan karşıya geçmelerini istedim ama hiçbiri kabul etmedi. Tren istasyonu nehrin bu tarafında, bana dediler ki 'Feribotlarla oradan kurtulanları karşıya geçiriyorlar.' Bütün günüm orada geçti. Düşünün masmavi bir gökyüzü, güneşli bir gökyüzü ve karşınızda Manhattan manzarası. O adanın en yüksek iki kulesinin üzerinde dumanlar yükseliyor. Korkunç bir manzara vardı. Oradan insanlar feribotlarla getiriliyordu ve herkes çok kalın bir toz tabakası içindeydi. Hatta orada itfaiye erleri gelen insanların üzerindeki tozları giderebilmek için hortumlarla insanları temizliyorlardı. O anda tren istasyonunun içerisindeydim. Kalabalıkta abimi bulmaya çalışıyordum. Çok büyük bir gürültü geldi. Hatta orada da izdiham olmuştu. Sonradan öğrendik ki binaların yıkılma gürültüsüymüş.”
Gözaltı ve Zorluklar
11 Eylül akşamı saat 10 civarında artık seferlerin durması üstüne kendisine "Sabah 6'da tekrar insanlar taşınmaya başlanacak" denildiğini belirten İbiş, eve döndüğünü ama uzun süre kalamadığını ifade etti. Sonrasında abisini ararken gözaltına alındığını söyledi: "Tekrar gittim oraya. 3 arkadaşım da bana eşlik ettiler. O zaman uyuyakalmışız. Açıkçası arabanın içerisinde el fenerleri ışığıyla ve cama tıklamalarla uyandık. En kötü tecrübeyi orada yaşadık zaten. Gözaltına alındık. Çok kötü bir muamele gördük. Aracımız bomba uzmanları tarafından arandı, köpekler tarafından arandı. Psikolojik baskıya uğradık. 'Bomba nerede? Hemen söyleyin. Yoksa şöyle olur, böyle olur' dediler. Ben de o günün acısıyla 'Nasıl inandırabilirim sizi? Ben abimi aramak için buradayım. Sabah 6'da bu tren istasyonunun tekrar açılmasını bekliyorum' dedim. Sonra bir ara işler iyice kızıştı. Beni çevreleyen 4-5 polis vardı. Bir anda ne tetikledi bilmiyorum. Hepsi birden silahlarını başıma dayadılar. 'Sakin olun' dedim, 'Yanlış yapıyorsunuz. Sizin başınız belaya girer.' Gözümün ucuyla birinin parmağının tetikte olduğunu gördüm ve eli titriyordu. Her an o tetiği düşürebilirdi. O sırada o bütün gün gördüğüm oradaki yetkili geldi. O beni tanıdı. Polis memurlarıyla biraz tartıştılar, ettiler ve sonradan gelip defalarca özür dileyip beni de bıraktılar.”
Kimlik Tespiti ve Aile Acısı
Zühtü İbiş'in kimliğinin tespit sürecinde hem diş fırçası, tarağı, tıraş bıçağından hem de aileden DNA örnekleri alındığını söyleyen Mehmet İbiş, “İlk 6 ay evimiz cenaze evi değildi. Kayıp aranıyordu. 6 ay boyunca her gün bütün hastaneleri, bütün kriz merkezlerini aradık, altına bakılmadık taş bırakmadık bütün New York'ta. Abime ait ilk tespit 6 ay sonra geldi. O günden sonra artık bizim evimiz cenaze evi oldu maalesef” dedi.
Cenaze Töreni ve Defin Süreci
İbiş, tespitin yapıldığı gün yaşadıklarını da aktardı: “Tekrar gittim oraya. 3 arkadaşım da bana eşlik ettiler. O zaman uyuyakalmışız. Açıkçası arabanın içerisinde el fenerleri ışığıyla ve cama tıklamalarla uyandık. En kötü tecrübeyi orada yaşadık zaten. Gözaltına alındık. Çok kötü bir muamele gördük. Aracımız bomba uzmanları tarafından arandı, köpekler tarafından arandı. Psikolojik baskıya uğradık. 'Bomba nerede? Hemen söyleyin. Yoksa şöyle olur, böyle olur' dediler. Ben de o günün acısıyla 'Nasıl inandırabilirim sizi? Ben abimi aramak için buradayım. Sabah 6'da bu tren istasyonunun tekrar açılmasını bekliyorum' dedim. Sonra bir ara işler iyice kızıştı. Beni çevreleyen 4-5 polis vardı. Bir anda ne tetikledi bilmiyorum. Hepsi birden silahlarını başıma dayadılar. 'Sakin olun' dedim, 'Yanlış yapıyorsunuz. Sizin başınız belaya girer.' Gözümün ucuyla birinin parmağının tetikte olduğunu gördüm ve eli titriyordu. Her an o tetiği düşürebilirdi. O sırada o bütün gün gördüğüm oradaki yetkili geldi. O beni tanıdı. Polis memurlarıyla biraz tartıştılar, ettiler ve sonradan gelip defalarca özür dileyip beni de bıraktılar.”
Zühtü İbiş'in Hayatı ve Aile İlişkileri
İbiş, hala herhangi bir parçası tespit edilememiş çok sayıda insan olduğunu söyledi: “O ilk haber geldiğinde bütün aile zaten her şeyi baştan yaşamıştı. Yani çok kötü bir durumdu. Orada bir karar aldık. Sadece ve sadece bana haber verildi. Her defasında şeyi sordum: 'Başka bulunma ihtimali var mı?' 'Var' dediler ve altıncıda 'Artık çok çok düşük bir ihtimal' dediler. Bütün parçalarını teslim alıp cenaze töreni yaptık ve memlekete mezarını yaptık. Defin işlemini gerçekleştirdik.”
Aile Geçmişi ve Göç Süreci
Memleketleri Yozgat’a cenazeyi götürdüklerini anlatan Mehmet İbiş, ailenin ABD’ye göç sürecini de şöyle aktardı: “Babam 1984 yılında geldi. Yaklaşık 5 yıl içerisinde falan vatandaşlığını aldı. Bizi getirebilirdi ama bizim Türkiye'de yetişmemizi istemişti. Bizleri liseyi bitirdikten sonra peyderpey getirdi. Abim 93 yılında geldi. 95 yılında ben liseyi bitirdikten sonra geldim, kız kardeşimle birlikte. 96 yılında da annem ve yengem geldiler. Yani 1996 yılında bütün aile buradaydı. Abim bilgisayar mühendisiydi. Çalıştığı şirket en çok mensubu kaybeden şirketti zaten. Hep gittiğimizde orayı işaret ederdi. 'Bir gün orada çalışacağım' derdi, 'Bir gün orada olacağım.' 'Niye?' dedim yani 'Neden illa orası? 'Dünyanın zirvesi orası' diyordu. Ve nihayetinde başardı. Gerçekten hayaliydi. Çok çalıştı.”
Zorluklar ve Vatandaşlık Süreci
Mehmet İbiş, 11 Eylül ardından hak kazanmış olmasına rağmen vatandaşlık alma sürecinde kendisine zorluk çıkarıldığını da ifade etti: “Evlendim. Eşimi getirmeye çalıştım. Sıkıntılar yaşadım. Onun öncesinde vatandaşlığa başvurmuştum ve en son mülakatta 'Evet, bütün testleri geçtiniz ama vatandaşlığınızı bugün alamayacaksınız' dediler. 'Peki neden?' dedim. 'Soruşturmanız hala daha devam ediyor' dediler. Burada 'background check' dedikleri yani bizim Türkiye'deki sicil soruşturmasından geçiyorsunuz. Bu süreç 4 buçuk yıl sürdü. Yapmadığım şey kalmadı. 4 tane avukat değiştirdim. Dedim 'Ben teröristsem beni de Guantanamo'ya atın. İlla beni vatandaşı yapın demiyorum. Ben dünyanın en güzel ülkesinden geldim. Ülkeme dönmekte hiçbir sıkıntı yok.' Bir arkadaşım vasıtasıyla bir avukatla tanıştım. O avukat 'Mehmet' dedi, 'Tek bir seçeneğimiz var Bütün federal devleti mahkemeye, hakimin önüne çıkaracağız.' Başkan Bush'tan lokal ofisteki yetkiliye kadar bütün federal devleti mahkemeye verdik. Davayı açmadan önce uyardı. 'Emin misin?' dedi, 'Koskoca Amerikan federal devleti Türkiye'nin Yozgat'ından çıkıp gelmiş bir Mehmet'e kendi karizmasını çizdirmez. Kimse buna cesaret edemedi.' Milyonlarca Müslüman sadece isimlerinden dolayı benimle aynı pozisyondaydım. Benim bundan haberim yoktu. 'Haklıysam ölüme kadar giderim' dedim. 'Sen delisin' dedi. 'Yok, deli değilim, Türk'üm' dedim ve nitekim dedikleri de oldu. Böyle göstere göstere takip etmeye başladılar. Tabii pes ettiremediler ve sonuçta gayet net bir karar vermiş Hakim bey. 10 gün içerisinde dosyanın karara bağlanmasını yazılı emir olarak yolladı ve dava bu şekilde sonuçlandı. Bu 11 Eylül'ün bir sonucuydu. Annem başörtülü, babam sakallıydı. Müslüman olduğu sokağa çıktığında belli olan insanlarız. Toplumdan tepkilerle karşılaştılar. Çok olaylar oldu. Sözlü tacizlerde bulundular. Özellikle ilk 3-5 sene bunlar yaşandı.”
Soruşturma Süreci ve Sonuçlar
11 Eylül ile ilgili soruşturma süreci için “Kesinlikle tatmin olmadım” diyen İbiş, “Yüzlerce sayfalık bir kitap halinde araştırma raporu sunuldu. Orada verilen bilgilerin hiçbirine inanmıyorum. Çünkü fizik kurallarına aykırı. Hayatın doğal akışına aykırı bir sürü olay var. Ben sıradan bir insan olarak basit bir araştırmayla bile bu olayın anlatıldığı şekilde yaşanmasının mümkün olmadığını anlayabiliyorum. Bilinçli, planlı bir şekilde yapıldığına kesinlikle inanıyorum. Ülkeler yerle bir edildi, dünyanın düzeni baştan aşağı değişti. 11 Eylül bir milattı” diye ekledi.
Zamanın Etkisi ve Hatırlatma
Mehmet İbiş, zaman geçtikçe acıların katlandığını ve bu olayın kendisi için asla unutulmayacak bir anı olduğunu belirtti. "Bizim açımızdan sanki dün olmuş gibi. Hiçbir an aklımdan çıkmıyor. Acısı dinmiyor. Hani 'Zaman her şeyin ilacıdır' derler ama zaman acıları katlıyor. Bunu yaşayan biliyor" dedi. Saldırıların 25. yıl dönümünde, Zühtü İbiş'in anısını yaşatmanın önemine vurgu yaptı. Özellikle Türk televizyonlarında yapılan yorumların, "İyi oldu. Yaşattıklarını yaşadılar" gibi ifadelerin kendisini derinden üzdüğünü belirtti.
Sonuç ve Hatırlatma
Mehmet İbiş, Türk halkının Zühtü İbiş'i unutmaması gerektiğini vurgulayarak, "Lütfen Türk halkı unutmasın, Türkiye de o saldırıda bir can kaybetti" dedi. Zühtü İbiş, o gün hayatını kaybeden tek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak anılmayı hak ediyor.
Mehmet İbiş'in anlattıkları, 11 Eylül saldırılarının sadece bir terör olayı değil, aynı zamanda birçok insanın hayatını etkileyen bir dönüm noktası olduğunu göstermektedir. Bu olay, dünya genelindeki güvenlik politikalarını ve toplumların birbirine olan bakış açılarını derinden etkilemiştir. Zühtü İbiş'in hikayesi, unutulmaması gereken bir anı olarak hafızalarda kalacaktır.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.