Murathan Mungan’ın dizeleri, karmaşık durumlarla karşılaştığımda sıkça aklıma gelir: “Kimdi giden, kimdi kalan/ Aslında giden değil/ Kalandır terkeden/ Giden de/ Bu yüzden gitmiştir zaten.” Bu yazımda, bu dizeler üzerinden Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 103. kuruluş yıl dönümünü ve partinin içindeki mücadeleleri inceleyeceğim.
CHP’nin Tarihi Kuruluşu
Cumhuriyet Halk Partisi, fiili olarak Sivas Kongresi’ne dayanmasına rağmen, resmi kuruluş tarihi 103 yıl öncesine, 7 Aralık 1922’ye kadar uzanır. Bu tarihte, Mustafa Kemal Atatürk, Ankara’da gerçekleştirdiği basın toplantısında, halkçılık ilkesine dayanan bir parti kurma arzusunu dile getirmiş ve bu partinin adının Halk Partisi olacağını açıklamıştır. Bu toplantıda, partinin programının katılımcı bir modelle oluşturulabilmesi için bilim insanları ve yurtseverlere çağrıda bulunmuştur. Atatürk, halkın görüşlerini toplamak amacıyla geniş bir katılım sağlamayı hedeflemiştir.
Cumhuriyetin Temelleri ve İlkeleri
Atatürk, Cumhuriyetin ilanıyla birlikte, “egemenlik ulusundur” ve “TBMM’den başka hiçbir makam ulusun alın yazısında etkin olamaz” gibi önemli ilkeleri benimsemiştir. Bu ilkeler, Cumhuriyet fikrinin güçlenmesine ve toplumsal yapının dönüşmesine katkıda bulunmuştur. Cumhuriyetin ilanı, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesinin bir parçası olarak önemli bir dönüm noktasıdır. Bu süreçte, Atatürk, güçlü bir örgüte ihtiyaç duyduğunu belirtmiş ve bu bağlamda, örgüt fikrini halkla paylaşarak, katılımcı bir yaklaşım benimsemiştir.
CHP’nin Zaman İçindeki Rolü ve Mücadelesi
Cumhuriyetin ilanından sonra, CHP birçok zorlukla karşı karşıya kalmış, ancak her seferinde yeniden toparlanmayı başarmıştır. 2019 yerel seçimlerinde büyükşehirleri kazanması, bu sürecin bir parçası olarak değerlendirilebilir. Bu başarı, CHP’nin toplumsal muhalefetin “amiral gemisi” haline dönüşmesinin bir göstergesidir. Ancak, 2023 seçimlerinde yaşanan fırsatlar, muhalefetin yeniden güçlenmesi için bir kapı aralamıştır. Bu bağlamda, muhalefetin, iktidara karşı bir alternatif oluşturma çabaları dikkat çekmektedir. CHP, geçmişteki başarılarından ders alarak, gelecekteki seçimlerde daha güçlü bir şekilde yer almayı hedeflemektedir.
İçsel Çatışmalar ve Butlan Kararı
Son dönemde, CHP içinde yaşanan butlan kararı, parti içindeki gerilimleri su yüzüne çıkarmıştır. Bu durum, partinin bölünmesine ve içe dönük tartışmalara yol açmıştır. 103 yıllık bir geçmişe sahip olan CHP, bu tür zorluklarla başa çıkmakta zorlanmaktadır. İktidarın CHP’ye yönelik hamleleri, partinin içindeki dinamikleri etkilemiş ve bu durum, CHP’nin kendi içinde bölünmesini beraberinde getirmiştir. Butlan süreci, partinin yönetiminde ciddi sorunlar yaratmış ve içsel çatışmalara yol açmıştır. Bu süreç, partinin geleceği açısından kritik bir dönüm noktası olmuştur.
Gelecek İçin Umutlar ve Yeni Yollar
Bugün, Cumhuriyet kuşatma altındayken, CHP’nin de bu kuşatmadan etkilenmesi kaçınılmaz olmuştur. Ancak, yeni bir yol arayışı içinde olan partinin, geçmişteki hatalardan ders alarak ilerlemesi gerekmektedir. CHP, içsel çatışmalarını aşarak, toplumsal muhalefetin güçlü bir temsilcisi olma hedefini sürdürmelidir. YENI Parti’nin, “başka bir şey benim istediğim” diyen sessizlerin sesi olma potansiyeli, gelecekteki siyasi mücadelelerde önemli bir rol oynayabilir. Bu bağlamda, CHP’nin içindeki dinamiklerin yeniden yapılandırılması ve partinin hedeflerine ulaşabilmesi için gerekli adımların atılması önemlidir.
Tarihsel Süreç ve CHP’nin Geleceği
Cumhuriyetin 103. yılı, CHP için bir dönüm noktasıdır. Bu süreçte, partinin geçmişiyle yüzleşmesi ve geleceğe yönelik sağlam adımlar atması gerekmektedir. Tarih, CHP’nin yaşadığı zorlukları ve başarıları içermektedir. Ancak, bu zorlukların üstesinden gelinmesi ve partinin yeniden güçlenmesi için, içsel bir dönüşüm sürecine ihtiyaç vardır. Bugün açıkça görüyoruz ki, Cumhuriyet kuşatma altındadır ve bu kuşatmanın önündeki en büyük tarihsel engel olan CHP, butlan kararı sonucu ağır yara almıştır. Yapılması gereken kurultay yapılamadığı, atılması gereken adımlar atılamadığı ve parti içi iktidar mücadelesinde ön almak için pek çok masum kadronun gözünün yaşına bakılmadan tasfiye edildiği için partinin bölünmesi, kaçınılmaz bir hal almıştır. Hepimiz, “gitmek mi zor, kalmak mı” ikilemini yaşadık. Tek teselli, YENI Parti’nin, “başka bir şey benim istediğim” diyen sessizlerin sesi ve günü geldiğinde, yanlışının özeleştirisini yapabilme ve doğrusunu her koşulda sahiplenme potansiyeline sahip olmasıdır.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.