Yemen'in batı sahilinde, hükümet güçleri ile (Ensarullah Hareketi) arasında artan , stratejik Boğazı'ndaki ticari gemi geçişlerini olumsuz etkiliyor. ile Aden Körfezi'ni birbirine bağlayan bu boğaz, son gelişmelerle birlikte uluslararası güvenlik gündeminin merkezine yerleşmiş durumda. Çatışmaların tırmanması ve gemi trafiğindeki azalma, bölgedeki güvenlik risklerini artırarak denizcilik şirketleri üzerinde baskı oluşturuyor.

AA muhabirinin denizcilik takip sistemlerinden elde ettiği verilere göre, 6 Eylül 2026 tarihinde Babülmendep Boğazı'ndan 11'i giriş, 14'ü çıkış olmak üzere toplam 25 gemi geçti. 7 Eylül'de bu rakam 16 giriş ve 12 çıkışla 28 gemiye yükselirken, 8 Eylül'de ise 10 giriş ve 16 çıkışla toplam 26 ticari gemi kaydedildi. Son üç günde toplam 79 ticari geminin geçtiği boğazda, kriz öncesi dönemde günlük ortalama 70 ila 75 gemi geçiş yapıyordu. Ancak, saldırılar ve abluka duyuruları sonucunda, boğaz trafiği uzun süredir günlük ortalama 35-40 gemiye kadar gerilemişti. Son gelişmelerle birlikte bu rakamın da altına düşmesi, ticari gemi geçişlerinin kritik seviyelere inmesine neden oldu.

Husilerin Stratejik Hedefleri

Yemen'deki çatışmalar, uluslararası deniz ticaretinin en hassas noktalarından biri olan Babülmendep Boğazı ve Kızıldeniz'in güvenliğine yönelik endişeleri yeniden artırdı. Hükümet güçleri, Muha kenti ve çevresindeki Husi hareketliliğine karşı yoğun operasyonlar başlattığını duyurdu. Husiler ise batı sahili ilçelerindeki çatışmaların durduğunu ve hükümet birliklerinin geri çekildiğini iddia etti. Bu süreçle eş zamanlı olarak Husilerin Kızıldeniz'deki stratejik Zukur Adası'nı kontrol altına aldığı yönündeki haberler, bölgedeki gerilimi yeni bir boyuta taşıdı. Zukur Adası, Kızıldeniz üzerindeki hakim konumu ve Babülmendep'e yakınlığı nedeniyle ve askeri hareketliliğin gözlemlenmesi açısından kritik bir nokta olarak kabul ediliyor.

Abluka Tehdidi ve Enerji Piyasaları

Husilerin Babülmendep Boğazı'nda tam hakimiyet kurması, dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olan Suudi Arabistan'a karşı deniz ablukası ilan etme riskini artırıyor. Bu durum, Körfez'deki petrol üreticilerini ana sevkiyat rotalarından tamamen yalıtma riski taşıyor. Babülmendep Boğazı'nın en dar noktasının sadece 29 kilometre genişliğinde olması, askeri riskler karşısında gemi trafiğini doğal olarak iki dar kanalla sınırlıyor. Küresel enerji piyasaları, bu durumun etkilerini hissetmeye başladı.

Bölgedeki yüksek güvenlik riskleri, küresel gemicilik ve enerji şirketlerinin rotalarını Ümit Burnu'na çevirmeye devam etmesine neden oluyor. Bu durum, Afrika kıtasının etrafından dolaşmanın yolculuk sürelerini haftalarca uzatmasıyla navlun ve sigorta maliyetlerinin artmasına yol açıyor. Analistler, Husilerin boğaz üzerindeki baskıyı artırmasının, küresel petrol fiyatlarında yeni bir yükseliş dalgasını tetikleyebileceğini belirtiyor.

Uluslararası Tepkiler ve Güvenlik Endişeleri

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da Mısır'ın Sana Büyükelçisi İhab Ebu Seri'yi kabul ettiği görüşmede, Babülmendep Boğazı'ndaki askeri tırmanışın doğuracağı tehlikelere dikkat çekti. Alimi, İran'ın Husileri batı sahiline teşvik ederek Babülmendeb ve Kızıldeniz üzerinde bir nüfuz alanı oluşturmaya çalıştığını vurguladı. Babülmendep'teki askeri durumun sadece Yemen'in iç meselesi olarak görülemeyeceğinin altını çizen Alimi, boğazın Kızıldeniz, Süveyş Kanalı ve Hint Okyanusu arasındaki bağlantıyı sağlayan hayati bir hat olduğunu, buradaki güvenlik risklerinin doğrudan küresel ticareti etkileyeceğini kaydetti. Bu bağlamda, uluslararası toplumun, Yemen'deki gelişmelere karşı dikkatli ve duyarlı olması gerektiği vurgulanıyor. Sonuç olarak, Yemen'deki çatışmaların etkileri, sadece bölgeyle sınırlı kalmayıp, küresel ticaret ve enerji piyasaları üzerinde de derin etkiler yaratmaya devam ediyor. Bu durum, dünya genelinde enerji fiyatlarının dalgalanmasına neden olabilecek bir tehdit oluşturuyor. Yemen'deki bu gelişmeler, uluslararası güvenlik stratejileri ve deniz ticareti açısından kritik bir öneme sahip olmaya devam ediyor.