Kaspersky Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi'nden (GReAT) Baş Araştırmacısı , sistemlerinin yeterince dikkat edilmeden devreye alınmasının kamu kurumları ve kritik altyapılar için yeni güvenlik açıkları yaratabileceğini ifade etti. Yamout, yapay zekanın hem siber saldırganlar hem de savunma tarafındaki kuruluşlar tarafından artan bir şekilde kullanıldığını belirtti. Bu durum, birçok şirketin yapay zeka uygulamalarını güvenlik risklerini yeterince analiz etmeden hayata geçirmesiyle daha da kritik hale geliyor.

Yamout, "Riskli olan, çok sayıda şirketin yapay zekayı gelişigüzel biçimde kullanmaya, kurmaya ve devreye almaya başlamasıdır. Kuruluşlar, bazen bu sistemleri nasıl güvenli hale getirecekleri veya karşılaşabilecekleri riskler hakkında yeterli bilgiye sahip olamayabiliyorlar," şeklinde konuştu. Ayrıca, kuruluşların yapay zeka sistemlerine gereğinden fazla erişim yetkisi tanıyabildiğini, bu durumun saldırganların sistemi ele geçirmesi halinde kötüye kullanılabileceğini vurguladı.

Erişim Yetkileri ve Güvenlik

Yamout, yapay zeka sistemlerinin topladığı verilerin de saldırganların hedefi olabileceğini belirtti. "Bir kuruluş, yapay zeka sistemini devreye alarak ihtiyaç duyduğu bütün erişim yetkilerini verebilir. Eğer saldırgan bu sistemi ele geçirirse, kuruluşun yapay zekaya tanıdığı yetkileri kullanabilir ve bu süreçte topladığı ek bilgilere erişerek verileri çalabilir," dedi. Bu bağlamda, erişim yetkilerinin mümkün olan en düşük seviyede tutulmasının önemli olduğunu ifade etti.

Yamout, kamu kurumları ve işletmecileri gibi yapay zeka kullanan her kuruluşun kapsamlı bir yapması gerektiğini vurguladı. Bu değerlendirme sırasında yapay zekanın hangi amaçla kullanıldığı, hangi verilere erişebildiği ve hangi sistemlerle bağlantı kurabildiği gibi unsurların netleştirilmesi gerektiğini belirtti. "Erişim yetkilerinin mümkün olan en düşük seviyede tutulması önemlidir. Yapay zekaya yalnızca çalışması için ihtiyaç duyduğu veriler sağlanmalı, her şeye erişim yetkisi verilmemelidir. İnternet erişimi de kontrol altında tutulmalıdır çünkü sistem, hassas bilgilerin internete sızmasına neden olabilir," diye ekledi.

Siber Casusluk Faaliyetleri

Yamout, jeopolitik gerilimlerin devlet destekli siber casusluk faaliyetleri üzerindeki etkilerine de değindi. Gelişmiş kalıcı tehdit gruplarının (APT), bölgesel ve küresel gelişmelere göre yöntemlerini sürekli değiştirdiğini belirtti. Bu grupların kamu kurumları, finans kuruluşları ve hassas verilere sahip diğer yapıları hedef aldığını ifade etti. Bu tür grupların temel amaçlarının sistemlerde mümkün olduğunca uzun süre fark edilmeden kalarak veri toplamak olduğunu vurguladı. Jeopolitik gerilim dönemlerinde elde edilen bilgilerin saldırganlar açısından daha değerli hale geldiğine dikkat çekti. Son aylarda, Türkiye'yi hedef alan farklı APT gruplarının faaliyet gösterdiğini belirten Yamout, bu grupların kendi çıkarları doğrultusunda veri elde etmeye çalıştıklarını vurguladı.

Yamout, kuruluşların yalnızca teknolojik güvenlik çözümlerine güvenmemeleri gerektiğini, kimlik avı ve sosyal mühendislik saldırılarına karşı çalışan farkındalığının artırılmasının önem taşıdığını sözlerine ekledi. Bu tür saldırılara karşı eğitimlerin verilmesi ve farkındalık oluşturulması, güvenlik stratejilerinin önemli bir parçası olmalıdır. Sonuç olarak, yapay zeka sistemlerinin güvenli bir şekilde kullanılması için dikkatli bir yaklaşım benimsenmesi gerektiği anlaşılıyor. Kuruluşlar, bu sistemlerin sağladığı avantajları kullanırken, aynı zamanda güvenlik risklerini de göz önünde bulundurmalıdırlar.