Türkiye’nin ve sektörü, 2026 yılı itibarıyla 26 milyar dolarlık bir hacmine ulaştı. Bu süreçte, sektör 17 milyar dolarlık fazlası vererek önemli bir ekonomik başarı elde etti. Ancak, yüksek maliyetler ve döviz kurundaki dalgalanmalar, üretim süreçlerini olumsuz etkileyerek bazı firmaların üretimlerini gibi daha düşük maliyetli ülkelere kaydırma tartışmalarını gündeme getirdi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, sektörün zorlu döneminin geride kaldığını belirterek, umut verici bir mesaj verdi.

Sektörün Ekonomik Rolü

Tekstil ve hazır giyim, Türkiye’nin dış ticaret dengesi açısından kritik bir öneme sahiptir. İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği’nin verilerine göre, 2025 yılında tekstil ve hammaddeleri sektörü 11,4 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirmiştir. Bu rakam, hazır giyim ile birlikte toplamda 26 milyar dolara ulaşmıştır. Bu dönemde, sektörlerin toplamda 17 milyar dolarlık dış ticaret fazlası vermesi, Türkiye’nin ekonomik yapısındaki önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir.

Üretim Değeri ve İhracat Verileri

Tekstil ve hazır giyimin toplam üretim değeri 77,2 milyar dolar seviyesine ulaşmış, bu rakamın 44,8 milyar doları tekstil, 32,4 milyar doları ise hazır giyimden gelmektedir. 2026 yılının ilk sekiz ayına ait verilere bakıldığında, Türkiye’nin hazır giyim ve konfeksiyon ihracatının 10 milyar 968 milyon dolara ulaştığı görülmektedir. Bu ihracatın 6 milyar 925 milyon dolarlık kısmı İstanbul üzerinden gerçekleştirilmiştir. Türkiye genelinde tüm sektörlerin mal ihracatı, yılın ilk sekiz ayında yüzde 4 artış göstererek 185 milyar dolara çıkmıştır. Son 12 aylık ihracat ise yüzde 4,2 artışla 280,3 milyar dolara ulaşmıştır. Ağustos ayında ise 23,5 milyar dolarlık bir ihracat gerçekleştirilmiştir. Ancak, ithalatın artışı, ihracatın üzerinde seyretmeye devam etmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, ocak-temmuz döneminde Türkiye’nin toplam ihracatı yüzde 3,4 artarak 161,5 milyar dolara yükselirken, ithalat ise yüzde 4,7 artışla 222,1 milyar dolara çıkmıştır. Dış ticaret açığı yüzde 8,3 büyüyerek 60,5 milyar dolara ulaşmış, ihracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 73,6’dan yüzde 72,7’ye gerilemiştir.

Mısır’ın Cazibesi

Son dönemde Mısır, tekstil ve hazır giyim üretiminde dikkat çeken bir merkez haline gelmiştir. Türkiye’ye göre düşük işçilik maliyetleri, yatırım teşvikleri ve bazı pazarlara sağlanan gümrük avantajları, Mısır’ı özellikle emek yoğun hazır giyim üretiminde cazip kılmaktadır. DEİK Türkiye-Mısır İş Konseyi Başkanı Mustafa Denizer, Mısır’da 15-20 büyük Türk tekstil ve konfeksiyon firmasının faaliyet gösterdiğini belirtmiştir. Bu firmaların çoğu, 2007 civarından itibaren Mısır’da bulunan Türk yatırımlarıdır. Denizer’e göre, Türkiye’nin son üç-dört yıldaki üretim ve ihracat kaybının Mısır’a kayan kısmı yaklaşık 300-500 milyon dolar seviyesindedir. Bu nedenle, yaşanan sürecin tamamını “fabrikalar Türkiye’den Mısır’a gidiyor” şeklinde değerlendirmek yanıltıcı olabilir; mevcut Türk yatırımlarının kapasite artırması ve yeni yatırımların eklenmesi olarak yorumlanmalıdır.

Rekabet Sorunları

Gültepe’nin “zor dönem geride kaldı” açıklamasına rağmen, sektörün karşılaştığı en büyük sorun rekabet gücü olmaya devam etmektedir. Gültepe, yeni ekonomi programında fiyat istikrarının yanı sıra “rekabet istikrarının” da önemine vurgu yapmaktadır. Sektörün önde gelen isimlerinden iş insanı Mesut Gümüştaş, Türkiye için tekstil ve hazır giyimin hâlâ stratejik sektörler olduğunu belirtirken, düşük kur, yüksek finansman ve üretim maliyetlerinin rekabet gücünü ciddi şekilde zorladığını ifade etmektedir. Gümüştaş, 26 milyar dolarlık ihracat ve 17 milyar dolarlık dış ticaret fazlasının küçümsenmeyecek bir başarı olduğunu, ancak asıl meselenin üretimi Türkiye’de tutup kaybedilen fiyat avantajını yeniden kazanmak olduğunu vurgulamaktadır. Aksi takdirde, Mısır gibi düşük maliyetli üretim merkezlerine yönelimin devam edeceği öngörülmektedir.

Sonuç

Özetle, Türkiye’nin tekstil ve hazır giyim sektörü, 26 milyar dolarlık ihracat hacmi ve 17 milyar dolarlık dış ticaret fazlası ile önemli bir ekonomik güç olmaya devam etmektedir. Ancak, sektördeki rekabet gücünün yeniden kazanılması ve üretim süreçlerinin Türkiye’de tutulması, gelecekteki başarı için kritik bir öneme sahiptir. Mısır gibi ülkelerin cazibesi, Türk firmalarının stratejik kararlarını etkilemeye devam ederken, sektör temsilcileri, bu zorlukları aşmak için yenilikçi çözümler geliştirmek zorundadır.