ABD Başkanı , konusundaki son açıklamalarıyla teknoloji ve hammadde rekabetini yeniden gündeme taşıdı. Washington, kritik minerallerden çiplere ve veri merkezlerine kadar yeni bir üretim zinciri kurma çabası içinde. Bu mücadelenin merkezinde, ile artan küresel yapay zeka rekabeti yer alıyor. Milyarlarca dolarlık kazanç hedefi, bu yarışın yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda büyük bir ekonomik güç mücadelesi olduğunu gösteriyor.

Trump, yapay zekanın kontrolden çıkabileceği yönündeki uyarılara sert bir şekilde karşı çıkarken, bu alanda önümüzdeki 20-25 yılın ekonomik gücünü belirleyecek olan yapay zeka ve veri merkezlerini tanımlıyor. Ancak bu tartışmanın, yalnızca “yapay zeka tehlikeli mi?” sorusundan ibaret olmadığı belirtiliyor. Analistlere göre, Washington’ın hedefi sadece dünyanın en güçlü yapay zeka modelini geliştirmek değil, aynı zamanda bu modelin çalışması için gerekli fiziksel altyapının başka ülkelere bağımlı olmamasını sağlamak.

Asıl Savaş Madende

Bu rekabetin en kritik noktalarından biri, nadir toprak elementleri ve stratejik mineraller. Yapay zeka sistemlerinin kalbinde yer alan gelişmiş yarı iletkenlerin, ağ altyapısının, enerji sistemlerinin ve savunma elektroniğinin üretiminde galyum, germanyum, hafniyum, indiyum ve çeşitli nadir toprak elementleri büyük önem taşıyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın 2026 raporunda, yarı iletkenler, robotik ve yapay zekanın büyümesiyle birlikte bu minerallerin stratejik öneminin hızla arttığı vurgulanıyor. Ancak ABD için en büyük sorun, bu hammaddelerin çoğunun Çin’in kontrolünde olması.

2026 itibarıyla ABD’nin kritik mineral projelerine yönelik onayladığı yatırımların yaklaşık 40 milyar dolara ulaştığı bildiriliyor. Washington, Kenya’daki nadir toprak ve niyobyum rezervlerinin geliştirilmesi için de harekete geçerken, Madagaskar’dan Amerikan şirketlerine yeni tedarik hatları oluşturulması gibi projeleri destekliyor. Bu adımlar, ABD’nin kendi kaynaklarını artırarak Çin’e olan bağımlılığını azaltmayı hedefliyor.

Çin'in Üstünlüğü

ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu verilerine göre, Çin dünya galyum üretiminin yüzde 99’unu gerçekleştiriyor. Ayrıca, doğal grafitteki payı yüzde 82, madenlerden çıkarılan nadir toprak elementlerindeki payı ise yüzde 71 düzeyinde. IEA’ya göre, rafinaj aşamasında galyum, grafit, mangan ve nadir toprak elementlerinin bazılarında Çin’in payı yüzde 90’ın üzerine çıkıyor. Bu durum, ABD’nin stratejik hedeflerini gerçekleştirmesi açısından büyük bir engel teşkil ediyor.

Madenden Çipe Tek Zincir

Trump yönetiminin stratejisindeki önemli değişikliklerden biri, mineralle çip üretiminin ayrı başlıklar olarak görülmemesi. ABD Ticaret Bakanlığı, USA Rare Earth şirketine 277 milyon dolara kadar doğrudan destek ve 1,3 milyar dolara kadar kredi sağlayan bir anlaşmayı sonuçlandırdı. Bu proje, Texas’taki madenden Oklahoma ve Güney Carolina’daki üretim tesislerine kadar tamamen Amerikan topraklarında çalışan bir “madenden mıknatısa” zinciri oluşturmayı hedefliyor. Proje kapsamında yılda 10 bin ton nadir toprak metali ve alaşımı ile 10 bin ton nadir toprak mıknatısı üretim kapasitesi planlanıyor. Bu tür projeler, ABD’nin kendi üretim kapasitesini artırarak dışa bağımlılığını azaltmayı amaçlıyor.

Çin'e Karşı Hamleler

Trump, Temmuz 2026’da Savunma Üretim Yasası yetkilerini için devreye soktu. Beyaz Saray’ın kararında, ABD’nin yabancı kaynaklara bağımlılığının “ulusal güvenlik riski” yarattığı belirtilirken, belirli kritik maddelerin ülke dışına çıkarılmasına sınırlama getirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Ayrıca, savunma şirketlerinin kritik mineral ve parçalar için Çin gibi rakip ülkelere bağımlılığının azaltılması istendi. Bu hamleler, ABD’nin gelecekte stratejik bağımsızlığını koruma çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

500 Milyar Dolarlık Hamle

Trump’ın yapay zekanın yavaşlatılmasına neden bu kadar sert karşı çıktığını gösteren bir diğer önemli başlık, . Trump’ın göreve başlamasının hemen ardından duyurulan Stargate projesi, ABD'de önümüzdeki dört yıl içinde 500 milyar dolara kadar yapay zeka altyapı yatırımı öngörüyor. OpenAI, SoftBank, Oracle ve MGX’in öncülük ettiği projede ilk aşamada 100 milyar dolarlık yatırım planlandı. Ayrıca, Nvidia da ABD merkezli yapay zeka altyapısı ve süper bilgisayar üretimi için dört yılda 500 milyar dolara ulaşabilecek yatırımlar açıkladı. Bu yatırımlar, ABD’nin yapay zeka alanındaki rekabet gücünü artırmayı hedefliyor.

Devasa Yatırımlar

Beyaz Saray'ın açıkladığı yatırım listesine göre, Meta'nın 2028'e kadar yapay zeka ve teknoloji altyapısına yönelik taahhüdü 600 milyar dolara, Micron'ın gelişmiş bellek çipleri dahil ABD yatırımları yaklaşık 200 milyar dolara ulaşıyor. Bu kadar büyük sermayenin sisteme girmesi, Washington'ın yapay zekayı bilinçli biçimde yavaşlatmasının finansal sonuçlarının da büyük olacağı değerlendiriliyor. Sektör liderlerinin yapay zekanın gelişiminin yavaşlatılması yönündeki açıklamalarının ardından Philadelphia Yarı İletken Endeksi yüzde 5,9 gerilerken, Nvidia, AMD, Micron ve Broadcom hisseleri sert satışlarla karşılaştı. Bu durum, yatırımcıların endişelerini artırarak piyasalarda dalgalanmalara yol açtı.

Elektrik Tüketimi Katlanacak

Yapay zeka yarışı, yalnızca çip ve maden rekabetini değil, aynı zamanda büyük bir enerji yarışını da beraberinde getiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, dünyadaki veri merkezlerinin yıllık elektrik tüketiminin 2025’te yaklaşık 485 teravatsaatten 2030’da 950 teravatsaate yükselebileceği öngörülüyor. ABD ise bu artışın merkezinde yer alacak. IEA’ya göre, Amerikan veri merkezlerinin elektrik tüketimi 2030’a kadar yaklaşık 240 teravatsaat artması planlanıyor. Bu artış, enerji kaynaklarının sürdürülebilirliğini sorgulatırken, aynı zamanda enerji güvenliği konularını da gündeme getiriyor. Yapay zeka ve veri merkezlerinin enerji tüketimi, gelecekteki enerji politikalarının şekillenmesinde önemli bir rol oynayacak.