İçten yanmalı motorların uzun süreli hâkimiyeti, hava kirliliği ve iklim değişikliği gibi etkenlerle birlikte elektrikli otomobillerin artışına yol açıyor. 2000'lerin başında yapılan yatırımlar, özellikle Çin ve ABD'de 2010'lu yıllardan itibaren meyvelerini vermeye başladı. Avrupa'da elektrikli araçların pazar payı yüzde 20'yi aşarken, Türkiye'de de 2026 yılının ilk sekiz ayında bu oran yüzde 19'a yaklaştı.
Tesla, verimlilik ve yazılım konularında öne çıkarken, Çinli otomobil markaları ürün çeşitliliği ve batarya gücü ile dikkat çekiyor. Diğer yandan, Avrupalı, Japon ve ABD merkezli markalar pazarda zorluklarla karşılaşıyor. Avrupa Birliği, Çinli markalara karşı "Made in Europe" gibi stratejiler geliştirmeye çalışıyor.
Alternatif yakıt arayışları kapsamında hidrojen yakıt hücresi (FCEV) teknolojisi önemli bir yer tutuyor. Bu sistem, hidrojen ve oksijenin elektrokimyasal tepkimeye girmesiyle elektrik üretiyor ve egzozdan yalnızca su buharı çıkarıyor. Toyota, bu teknolojinin geliştirilmesine 1992'de başladı ve 2002'de FCHV modelini sınırlı sayıda üretti. 2014'te ise Mirai modelini tanıttı ve 2020'de yenilenen Mirai, Japonya, ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde satışa sunuldu. Hyundai, iX35'in FCEV versiyonunu geliştirirken, Honda ve Mercedes-Benz de hidrojenli araç üretmeye başladı.
Ancak hidrojenli araçların yaygınlaşmasını yüksek maliyetler ve yetersiz altyapı engelliyor. Dünyada yaklaşık 1300 dolum tesisi mevcut ve hidrojen, 350 bar ile 700 bar gibi yüksek basınçlarda taşınıp depolanıyor. Avrupa Birliği, ağır taşıtların yoğun kullandığı güzergahlarda 200 kilometrede bir dolum tesisi kurulmasını planlıyor.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.