Türkiye, ve arasında kurulan savunma ekseninin, Katar üzerinden Körfez'e doğru genişlemesi gündemde. Yunan basınında yer alan haberlere göre, Ankara, Pakistan ile Katar arasında yeni bir için arabuluculuk yapıyor. Bu durum, bölgedeki askeri ağı güçlendirmeyi amaçlıyor ve Orta Doğu'daki dengesini yeniden şekillendiriyor.

Ortak Savunma Anlaşması

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanarak yeni bir güvenlik yapısının temelini oluşturdu. Bu anlaşma, taraflardan birine yönelik bir saldırının tüm ülkelere yapılmış sayılmasını öngörüyor. Anlaşmanın önemli bileşenleri arasında ortak tatbikatlar, hava savunması, elektronik harp, insansız sistemler ve savunma sanayii işbirliği yer alıyor. İstanbul'da gerçekleştirilen ilk stratejik komite toplantısında, Suudi Arabistan'da sürekli bir genel sekreterlik kurulması ve ilk genel sekreterin Pakistan'dan seçilmesi kararlaştırıldı. Bu durum, yapıların siyasi bir deklarasyondan kalıcı bir güvenlik mekanizmasına dönüşmesini sağlıyor.

Pakistan'ın Rolü

Yeni güvenlik dinamiğinde Pakistan, kilit bir ülke konumunda. İslamabad, Suudi Arabistan'a askeri eğitim ve danışmanlık desteği verirken, son dönemde bölgedeki askeri varlığını artırdı. Pakistan’ın, Suudi Arabistan’a binlerce asker, savaş uçakları, insansız hava araçları ve hava savunma unsurları konuşlandırdığı bildiriliyor. Bu durum, Pakistan’ın Katar ile ilişkilerini daha da derinleştirmesi halinde, Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Katar arasında fiili bir savunma ağı oluşabileceğini gösteriyor.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in Doha ziyaretinde iki ülke savunma ve güvenlik alanındaki işbirliğini genişletme kararı alırken, Katar’ın Pakistan ordusunun eğitim ve operasyonel tecrübesinden daha fazla yararlanmak istediği açıklandı. Bu gelişmeler, bölgedeki askeri ilişkilerin hızla derinleştiğini ortaya koyuyor.

Yunanistan'ın Endişeleri

Yunanistan, Türkiye'nin Pakistan ve Körfez ülkeleri üzerinden kurduğu güvenlik ağının, Orta Doğu'daki güç dengelerini etkileyebileceği endişesini taşıyor. Atina, Türkiye’nin bu yeni güvenlik yapısının yalnızca Orta Doğu'yu değil, Doğu Akdeniz'deki dengeleri de etkileyebileceği görüşünde. Katar’ın ’na katılması konusunda henüz resmi bir karar alınmamış olsa da, Türkiye’nin askeri kapasitesi, Suudi Arabistan’ın mali gücü ve Pakistan’ın nükleer caydırıcılığı, Orta Doğu’da yeni ve güçlü bir blok oluşturma potansiyelini artırıyor. Bu durum, bölgedeki ülkelerin güvenlik politikalarını da etkileyebilir ve yeni ittifakların doğmasına zemin hazırlayabilir. Sonuç olarak, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki bu işbirliği, Orta Doğu'daki güvenlik dinamiklerini önemli ölçüde değiştirebilir.