Kütahya'da, rebap sanatını icra eden Ahmet Bitirim, 60 yılı aşkın bir süredir bu geleneksel Türk sazının yapımını ve çalımını sürdürüyor. 1967 yılından beri müzisyenlere ürettiği rebapları sunan 69 yaşındaki sanatçı, Kütahya'da bu sanatı icra eden tek kişi olduğunu ifade ediyor. Gençlerin saza olan ilgisinden umutlu olduğunu belirten Bitirim, rebap geleneğinin devam etmesi için gençlerin bu sanata yönelmesi gerektiğini vurguluyor.
Rebabın Tarihi ve Özellikleri
Ahmet Bitirim, rebabın tarihinin oldukça eski dönemlere dayandığını ve Orta Asya kökenli bir Türk sazı olduğunu vurguluyor. Sazın geçmişiyle ilgili farklı anlatımlar mevcut; Bitirim, rebabın Hazreti Süleyman tarafından keşfedildiği menkıbesinin bulunduğunu aktarıyor. Modern yapısına ise Farabi tarafından kavuştuğu kabul ediliyor. Rebab, Türk musikisinin geleneksel sazlarından biri olarak biliniyor ve zamanla farklı coğrafyalarda kullanılarak çeşitli müzik kültürlerini etkilemiştir. Bu sazın tarihi gelişimi, Türk müziğinin zenginliğini ve derinliğini yansıtıyor.
Rebap Yapımında Kullanılan Malzemeler
Rebabın yapımında kullanılan malzemelerin büyük çoğunluğunun doğadan elde edildiğini ifade eden Bitirim, sazın gövdesinin Hindistan cevizi kabuğundan yapıldığını belirtiyor. Kabuğun ön kısmına özel bir deri geriliyor; bu derinin Hazar Denizi'nde yüzen bir balığın derisi olduğu söyleniyor. Bitirim, bu derinin ses kalitesi açısından büyük önem taşıdığını belirtiyor. Rebap yapımında kullanılan malzemelerin rastgele seçilmediğini vurgulayan Bitirim, farklı deri türleriyle yapılan denemelerde istenilen sesin elde edilemediğini, bu nedenle geleneksel olarak kullanılan derinin tercih edildiğini kaydediyor.
Rebap Sesi ve Çalma Tekniği
Rebabın diğer birçok telli çalgıdan ayıran en önemli özelliklerinden biri çalma tekniği. Sazın telleri ve yayının at kılından yapıldığını belirten Bitirim, özellikle at kuyruğundan elde edilen kılların kullanıldığını ifade ediyor. Rebab, perdesiz bir saz olup, standart ölçülerdeki bir rebap yaklaşık 40 santimetre uzunluğunda ve iki oktavlık bir ses genişliğine sahip. Daha uzun sapların kullanılmasıyla bu ses genişliğinin artırılabildiğini de ifade ediyor. Bitirim, rebabın sesinin, çalma tekniği ve kullanılan malzemelerin kalitesiyle doğrudan ilişkili olduğunu belirtiyor.
Rebap Telleri ve Yayında Kullanılan Malzemeler
Rebabın telleri ve yayında kullanılan at kıllarının hazırlanma süreci de geleneksel yöntemlerle gerçekleştiriliyor. Sazın yaklaşık 20-25 telinin bulunduğunu, yayında ise 80 ila 100 arasında kıl kullanıldığını aktaran Bitirim, teller ile yayın uyum sağlaması için çam reçinesi kullanıldığını belirtiyor. At kuyruğu ve at yelesinden elde edilen kılların çeşitli işlemlerden geçirildikten sonra sazın yapımında kullanıldığını belirten Bitirim, bu süreçte sesin kalitesini artırmak için çam reçinesinin önemli bir rol oynadığını ifade ediyor. Rebabın yapımında kullanılan tüm malzemelerin dikkatle seçilmesi, sazın kalitesini ve sesini etkileyen önemli bir faktördür.
Geleneksel Yapım Yöntemleri
Ahmet Bitirim, rebab yapımında modern ve endüstriyel malzemeleri kullanmamaya özen gösterdiğini vurguluyor. Vida, çivi ve civata gibi malzemeler yerine geleneksel yöntemlerin tercih edildiğini ifade ediyor. Sazın doğal görünümünün korunması gerektiğini savunuyor. Bitirim, "Hiçbir endüstriyel malzeme kullanmaksızın, yani vidadır, çividir, civatadır, başka bir özel malzeme kullanmaksızın yapıyoruz. Hatta mümkün mertebe cila da yapmayız. Ama bazen gösteriş, tanıtım bakımından bazı yerlerde boya, cila vesaire yapılıyor. Ama doğru değil. Doğrusu ham halinde, doğal kalması" diye konuşuyor. Bu yaklaşım, rebabın sadece bir müzik aleti değil, aynı zamanda geleneksel el işçiliğinin de önemli bir örneği olduğunu gösteriyor.
Ahmet Yakupoğlu'nun Etkisi
Rebabın Kütahya'daki geçmişine de değinen Bitirim, merhum sanatçı Ahmet Yakupoğlu'nun bu sazın yeniden tanınmasında önemli bir rol oynadığını belirtiyor. Yakupoğlu'nun 1940'lı yıllarda rebaba ilgi gösterdiğini ve çevresindekilere bu sazı yaptırdığını aktarıyor. Ahmet Bitirim, Yakupoğlu ile tanışmasının hayatında önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, "Kütahya'da rahmetli Ahmet Yakupoğlu hocamız bunu daha çok gönlünden çıkarmış, 1940'lı yıllarda. Ondan sonra kendisi çeşitli vesilelerle arkadaşlara, çevresine yaptırmış. Ben de kendisiyle 9 yaşında tanıştım. Bu sazı merakla ellediğim zaman, 'Sen bunu yaparsın' dedi. Tabiri caizse el aldık ondan. Daha sonra da yaptık" dedi. Bu bağlamda, Yakupoğlu'nun etkisi, Bitirim'in sanat yolculuğunda önemli bir yer tutuyor.
Rebap Yapımına Yönelişi
Ahmet Bitirim, Yakupoğlu'nun teşvikiyle rebap yapımına yöneldiğini belirtiyor. 1967 yılından beri Kütahya'da rebap yaptığını söyleyen Bitirim, yaklaşık 60 yıllık süreçte yaptığı sazları müzisyenlere ulaştırdığını ifade ediyor. Bu çalışmanın yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda kültürel bir mirasın yaşatılması anlamına geldiğini vurguluyor. Bitirim, uzun yıllardır sürdürdüğü bu çalışmanın sadece bir iş değil, aynı zamanda Türk kültürünün bir parçası olduğunu belirtiyor.
Gençlerin Rolü
Bitirim, rebabın geleceğinin gençlerin ilgisine bağlı olduğunu düşünüyor. Gençlerin sazı öğrenmesi ve yaşatması halinde geleneğin devam edeceğine inanıyor. Kütahya'da kendisiyle birlikte rebapla ilgilenen yaklaşık 8-10 kişi bulunduğunu, ancak sazın yapımını yalnızca kendisinin gerçekleştirdiğini ifade ediyor. Ahmet Bitirim, "Şu anda Kütahya'da ben dahil 8-10 kişi var bu konuda ilgilenen. Ama yapan tek ben varım. Yapımını ben yapıyorum. Diğer arkadaşlarımız da çalıyorlar, söylüyorlar" ifadelerini kullanıyor. Yaklaşık 60 yıldır rebap yapımı ve icrasıyla ilgilenen Ahmet Bitirim, doğal malzemeler ve geleneksel yöntemlerle ürettiği sazlarla Türk sanat ve tasavvuf musikisinin önemli enstrümanlarından biri olan rebabın Kütahya'da yaşatılması için çalışmalarını sürdürüyor. Bitirim, gençlerin bu geleneği yaşatması için gereken ilginin artmasını umut ediyor ve bu konuda destek bekliyor. Kütahya'da rebap geleneğinin yaşatılması, sadece bir sanatın devamı değil, aynı zamanda kültürel bir mirasın korunması anlamına geliyor.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.