Küresel jeopolitik gerginlikler, piyasasında önemli değişikliklere neden olmaktadır. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik gerçekleştirdiği saldırılar, 'ndaki riskleri artırarak petrol ürünleri arzına dair endişeleri tetikledi. Bu durum, benzin ve motorin fiyatları üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluştururken, rafineri marjlarını da yükseltti.

Hürmüz Boğazı'ndaki Riskler

28 Şubat 2026'da ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı saldırılar, Hürmüz Boğazı'ndan petrol ve petrol ürünleri sevkiyatına dair kaygıları artırdı. Bu bölge, küresel petrol ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olarak bilinmektedir. Arz güvenliğine yönelik endişelerin artmasıyla birlikte, ham petrol ve petrol ürünleri fiyatları yükseliş gösterdi. Hürmüz Boğazı'ndaki artan gerilim, dünya genelinde petrol arzının güvenliğine dair kaygıları artırarak fiyat artışlarına neden oldu.

Rafineri Marjlarındaki Artış

Petrol ürünleri fiyatlarındaki artış, rafinerilerin ham petrolü işleyerek elde ettiği benzin, motorin ve jet yakıtı gibi ürünlerin değeri ile ham petrol maliyeti arasındaki farkı gösteren rafineri marjlarını etkiledi. 27 Şubat 2026'da Akdeniz havzasında varil başına yaklaşık 27 dolar seviyesinde bulunan , çatışmaların ardından mart ayında 47,5 dolara yükseldi. Bu artış, küresel petrol ürünleri piyasasında yeni arz kayıplarının ortaya çıkmasıyla desteklendi. Sonraki dönemlerde, petrol ürünleri fiyatlarındaki artış, rafineri marjlarının yüksek seviyelerde kalmasına neden oldu.

Ukrayna'daki Çatışmalar ve Etkileri

Ukrayna'nın Rus rafinerilerine yönelik saldırıları, ülkenin rafinaj kapasitesinde kayıplara yol açtı. Moskova'nın akaryakıt ihracatına yönelik kısıtlamaları da petrol ürünleri arzına ilişkin endişeleri artırdı. 8 Eylül 2026'da Akdeniz havzasındaki rafineri marjı varil başına 78,5 dolara yükseldi ve gün içi işlemlerde 81 doları test etti. Bu durum, küresel piyasalardaki belirsizliklerin ve arz kısıtlamalarının etkisiyle rafineri marjlarının artmasına yol açtı.

Küresel Rafineri Marjları ve Rekor Seviyeler

Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) temmuz ayına ilişkin raporuna göre, mevsimsel talep artışı, arz açıkları ve düşük stoklar dizel, jet yakıtı ve benzin ürün fiyat farklarını artırarak Atlantik Havzası'ndaki rafineri marjlarını tüm zamanların en yüksek seviyelerine taşıdı. Temmuz ayında küresel rafinerilerin günlük ham petrol işleme miktarı, önceki aya göre 1,8 milyon varil artmasına rağmen, geçen yılın aynı ayına göre yaklaşık 5 milyon varil daha düşük kaldı. Bu durum, sistem genelindeki diğer rafineri kapasitelerinin petrol ürünlerindeki arz darboğazlarını telafi edememesiyle birleşti.

Türkiye'deki Etkiler

Küresel piyasalardaki bu hareketlilik, Türkiye'deki akaryakıt fiyatları üzerinde de yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Türkiye'de akaryakıt fiyatları serbest piyasa koşullarında belirlenirken, uluslararası piyasalardaki petrol ürünleri fiyatları önemli rol oynamaktadır. Türkiye, benzin ihtiyacının büyük bir kısmını yerli rafinerilerden karşılamaktadır. Motorin ihtiyacının yaklaşık yüzde 53'ü yurt içi üretimden, yüzde 47'si ise ithalat yoluyla sağlanmaktadır. Küresel piyasalardaki olağanüstü fiyat hareketlerinin tüketiciye yansımasını sınırlamak amacıyla Türkiye, 5 Mart 2026'da Eşel Mobil sistemini devreye almıştı. Bu sistem, uluslararası petrol fiyatlarındaki değişimin pompa fiyatlarına etkisini vergiler üzerinden dengelemeyi amaçlamaktadır. Türkiye'deki akaryakıt fiyatları, Akdeniz piyasasındaki ürün fiyatlarına referans alınarak hesaplanmaktadır. Bu nedenle, küresel rafineri marjlarındaki artış, Türkiye'deki akaryakıt fiyatlarını da doğrudan etkilemektedir. Bu gelişmeler, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından da önemli bir risk teşkil ediyor ve piyasalardaki dalgalanmalara karşı dikkatli olunması gerektiğini göstermektedir. Sonuç olarak, küresel jeopolitik gelişmelerin akaryakıt piyasasındaki etkileri, hem fiyatlar hem de rafineri marjları açısından dikkatle izlenmelidir.