Küresel sistemi, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulduğu günden bu yana en büyük krizlerinden birini yaşıyor. İngiliz Guardian gazetesinin aktardığı verilere göre, 2022 ile 2025 yılları arasında yardım fonlarında %30 oranında bir azalma meydana geldi. Bu dönemde, yalnızca 2025 yılında yardım ulaştırılan insan sayısında 64 milyon kişilik bir düşüş gözlemlendi. 2021 yılında kişi başına düşen yardım miktarı 178 dolar iken, 2025 yılı itibarıyla bu rakam 90 dolara geriledi. Bu durum, dünya genelinde milyonlarca insanın yaşamını tehdit eden bir sorun haline geldi.

Küresel Yardım Bütçesinde Düşüş

State of the Humanitarian System 2026 raporu, küresel yardım bütçesinin 2022’deki 47,5 milyar dolarlık zirveden 2025’te 33,3 milyar dolara düştüğünü ortaya koydu. Bu süreçte, özellikle ABD’deki yardım harcamalarının %55 oranında azaltılması dikkat çekiyor. En büyük 20 bağışçıdan 13’ü, yardımlarını kısıtlayarak bu duruma katkıda bulundu. Bu kesintiler, acil yardıma ihtiyaç duyan kişilerin yaşam standartlarını daha da kötüleştirdi.

Acil Yardıma İhtiyaç Duyanlar

Birleşmiş Milletler verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 300 milyon insan acil yardıma muhtaç durumda. Yardım kesintileri, özellikle kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve yerinden edilmiş bireyler üzerinde olumsuz etkiler yarattı. İnsani yardım kuruluşları, hayati tehlike altındaki insanlara öncelik vermek zorunda kalırken, eğitim, geçim desteği ve kriz sonrası yeniden ayağa kalkmayı sağlayan programlar büyük ölçüde küçültüldü. Bu durum, yardıma muhtaç olanların sayısını artırdı ve bu kişilerin ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk yaşanmasına neden oldu.

Yardıma İhtiyaç Duyanların Durumu

Rapor, yardım ihtiyacı duyan bir kişi için gereken ortalama kaynağın 255 dolara yükseldiğini, ancak sağlanabilen miktarın yalnızca 90 dolara gerilediğini gösteriyor. Bu durum, özellikle Yemen gibi ülkelerde daha belirgin hale geldi. Yardım kesintileri nedeniyle beslenme koşulları kötüleşirken, aşılama programlarının durdurulmasıyla birlikte difteri vakalarında artış yaşandı. Bu, sağlık hizmetlerine erişimin ne denli zorlaştığını gözler önüne seriyor.

Sağlık Çalışanları ve Güvenlik Sorunları

Kriz yalnızca maddi kaynaklarla sınırlı kalmadı. Rapora göre, devletler, sağlık çalışanlarına yönelik saldırıların %64’ünden doğrudan sorumlu. Hava saldırıları, insani yardım çalışanlarının karşılaştığı şiddetin önemli nedenlerinden biri haline geldi. Yerel yardım kuruluşları ve diaspora ağları, uluslararası sistemin bu yapılarla yeterince koordinasyon kuramaması nedeniyle boşluğu doldurmaya çalışıyor. Ancak bu çabalar, mevcut durumu iyileştirmekte yetersiz kalıyor.

Sonuç

Rapor, artan ve insani ihtiyaçlara karşı küçülen bütçelerin, yaklaşık 80 yılda kurulan küresel yardım sistemini tarihinin en ağır krizlerinden biriyle karşı karşıya bıraktığını vurguluyor. Bu durum, dünya genelinde milyonlarca insanın yaşamını tehdit eden bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Yardım kuruluşları, bu krizle başa çıkmak için yeni stratejiler geliştirmeye çalışsa da mevcut koşullar altında bu çabaların ne kadar etkili olacağı belirsizliğini koruyor. Küresel insani yardım sistemi, bu zorlu süreçte daha fazla destek ve işbirliğine ihtiyaç duyuyor. Bu bağlamda, uluslararası toplumun mekanizmalarını güçlendirmesi ve insanlara yardım ulaştırma konusunda daha etkili adımlar atması gerekmektedir.