Britanya’nın Atlantik köle ticaretindeki rolünü belgelemek amacıyla yürütülen "Register of British Slave Traders" projesi, dikkat çekici bulgular sunmaktadır. Bu araştırmaya göre, köleleştirilen Afrikalıların bedenlerine sahiplerini tanımlamak için Britanya Kraliyeti’ni temsil eden bir taç ve South Sea Company’nin amblemiyle işaretler damgalandı. Projenin lideri Prof. William Pettigrew, bu uygulamanın Britanya monarşisinin kölelikle olan ilişkisini çarpıcı bir şekilde ortaya koyduğunu ifade etti.
Lancaster Üniversitesi’nden tarihçi Dr. Nicholas Radburn, damgalama uygulamasına dair ilk belgelere 2022 yılında British Library’de South Sea Company arşivlerini incelerken ulaştı. 1711 yılında kurulan South Sea Company, kamu ve özel sermayenin ortaklığıyla faaliyet gösteren bir Britanya şirketiydi ve binlerce Afrikalının köleleştirilerek Atlantik üzerinden taşınmasında önemli bir rol üstlenmiştir. Radburn, taç ve şirket logosunu içeren damgaların, sıradan görünen "The Register of Instruments" adlı bir arşiv dosyasında bulunduğunu belirtti.
Damgaların Uygulama Şekli
Radburn, 2024 yılında ulaştığı yeni mektupların, damgalama işleminin nasıl gerçekleştirildiğini ortaya koyduğunu vurguladı. South Sea Company yöneticilerinin Amerika’daki köle tüccarlarına gönderdiği yazışmalarda, köle ticaretinin nasıl yürütüleceğine dair ayrıntılı talimatlar yer aldı. Şubat 1714 tarihli bir mektupta, İngiltere’de üretilen damgalama demirlerinin Amerika’ya gönderileceği ve köleleştirilen Afrikalıların sol omuzlarına şirketi ve Britanya tacını simgeleyen işaretlerin basılmasının istendiği belirtilmiştir. Belgelerde, bu uygulamanın amacının, şirkete ait köleleştirilmiş kişileri diğerlerinden ayırt etmek olduğu ifade edilmiştir.
Kayıt Altına Alınan İsimler
Beş yıllık çalışmanın sonucunda oluşturulan "Register of British Slave Traders" veri tabanında, 1563 ile köle ticaretinin Britanya İmparatorluğu genelinde yasaklandığı 1807 yılları arasında bu sistemden maddi kazanç sağlayan yaklaşık 13 bin kişinin adı yer almaktadır. Listede yalnızca büyük tüccarlar ve aristokratlar değil; kraliyet üyeleri, siyasetçiler, din adamları, sanatçılar, zanaatkarlar ve farklı meslek gruplarından kişiler de bulunmaktadır. Araştırmacılar, bu veri tabanını, bir ülkenin köle ticaretiyle bağlantılı ekonomik ve toplumsal çevrelerinin en kapsamlı incelemelerinden biri olarak değerlendirmektedir.
Monarşinin Rolü
Prof. Pettigrew, Britanya monarşisi ile köle ticareti arasındaki ilişkinin sadece köleleştirilen insanların bedenlerine basılan taç işaretiyle sınırlı olmadığını vurgulamaktadır. Kral I. Charles’ın idam edilmesinin ardından bazı kraliyet üyelerinin monarşinin mali kaynaklarını yeniden güçlendirmek amacıyla Atlantik köle ticaretine yatırım yaptığını belirtmiştir. Araştırmacıya göre köle ticaretinden elde edilen sermaye, monarşinin yeniden güç kazanmasının yanı sıra Britanya’nın ekonomik ve siyasi gelişiminde de önemli bir rol oynamıştır.
Tazminat Talepleri
Bu araştırmanın yayımlanması, Atlantik köle ticaretinden zarar gören Afrika ve Karayip ülkelerinin özür ve tazminat taleplerinin sürdüğü bir döneme denk gelmektedir. Jamaika hükümeti, kölelik nedeniyle tazminat talebine ilişkin bir dilekçeyi ülkenin devlet başkanı konumundaki Kral Charles’a sunacağını açıklamıştır. Jamaika Kültür Bakanı Olivia Grange, amaçlarının Afrikalı atalarının yüzyıllar boyunca maruz kaldığı sömürü ve şiddet için uzun süredir beklenen bir çözüm sürecinin önünü açmak olduğunu belirtmiştir.
Araştırmacılara göre, İngiltere ve daha sonra Britanya’nın Atlantik köle ticaretindeki faaliyetleri yaklaşık 3 milyon Afrikalı erkek, kadın ve çocuğun köleleştirilmesine yol açmıştır. Bu kişilerin yaklaşık 500 bininin, Afrika’dan Amerika kıtasına zorla taşındıkları yolculuk sırasında yaşamını yitirdiği tahmin edilmektedir. Araştırmanın bulguları, köle ticaretine dair tarihsel sorumluluk tartışmalarını da yeniden gündeme getirmiştir. Britanya monarşisinin hukuken yüzyıllar önceki kurumun devamı olduğuna dikkat çeken Pettigrew, köle ticaretinin monarşinin yeniden güçlenmesindeki rolünün günümüzde de tarihsel olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Buckingham Sarayı ise araştırmaya ilişkin yaptığı açıklamada Kral Charles’ın kölelik tarihinin daha iyi anlaşılması ve geçmişte yaşanan haksızlıkların ele alınması konusunda uzun süredir çalışma yürütülmesini desteklediğini bildirmiştir. Açıklamada Kral’ın, konuyla ilgili akademik araştırmalar yapan kişilere teşekkür ettiği ve söz konusu çalışmaların geçmişle nasıl yüzleşileceğine ilişkin tartışmalara katkı sağladığı belirtilmiştir. Araştırmaya göre Atlantik köle ticaretini finanse eden kişi ve kurumların kazançları Britanya’nın yalnızca ticari gelişimini değil, ülkenin siyasi ve ekonomik yapısını da etkilemiştir. Köle ticaretinden sağlanan gelirlerin savaşların finansmanında, limanların ve kanalların inşasında, sanayinin gelişmesinde ve kentlerin büyümesinde kullanıldığı ifade edilmiştir. Prof. Pettigrew, köle ticaretine yatırım yapanların Britanya’nın küresel ve emperyal bir güce dönüşmesinde önemli rol oynadığını vurgulamaktadır. Bu araştırma, Britanya’nın kölelik tarihine dair önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilmektedir.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.