'da 58 yıldır saat tamirciliği yapan 72 yaşındaki , 1974 yılında başka saatlerin tamirinde kullanmak amacıyla söktüğü kinetik saatini, 52 yıl sonra yeniden hayata döndürdü. Kalkan, eksik parçasını İstanbul'da bulduktan sonra saati onarıp, dükkanının vitrininin en önüne yerleştirdi. Yarım asırlık saati 1.500 dolara satışa sundu. Bu durum, hem Kalkan'ın ustalığını hem de nostaljik saatlere olan ilgiyi gözler önüne seriyor.

Kalkan'ın Meslek Hayatı

Hüsni Kemal Kalkan, 1955 yılında Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’te doğdu. Ailesi, onun 1 yaşındayken Bursa’ya yerleşti. İlkokulun ardından Reşat İmamoğlu’nun yanında çırak olarak işe başladı ve zamanla mesleğin inceliklerini öğrendi. Askerlik görevini tamamladıktan sonra ustasıyla ortaklık yaparak mesleğine devam etti. Kalkan, 58 yıldır saat tamirciliği yapıyor ve son 13 yıldır oğlu Fatih Kalkan ile birlikte çalışıyor. Bu süreçte, mesleğin zorlukları ve değişen talepleriyle başa çıkmaya çalıştı.

Kalkan, saat tamirciliği mesleğine olan ilgisini ve tutkusunu her zaman korudu. Zaman içerisinde birçok farklı saat modeli üzerinde çalışarak deneyim kazandı. Gelişen teknoloji ile birlikte mekanik saatlere olan ilginin azaldığını gözlemledi. Kalkan, “Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte mekanik ve kinetik saatlere ilgi azaldı. Sadece meraklıları klasik saatleri kullanmaya devam ediyor,” dedi. Bu durum, mesleğin geleceği için endişe verici bir tablo oluşturuyor.

Kinetik Saatin Tamiri

Kalkan, 1974 yılında söktüğü kinetik saatinin parçalarını zamanla topladı, ancak bir parçası eksik kaldı. 2 yıl önce eksik parçayı İstanbul'dan bulduktan sonra saati tamir etti. Kalkan, “O dönem bu saatlerden çok vardı ve ben de içindeki malzemesini diğer saatleri tamir etmek için yedek parça olarak kullandım. Şimdi saatin değerinin arttığını fark ettim ve eksik parçasını bulup geri taktım,” dedi. Bu tamir, hem Kalkan için hem de saat meraklıları için önemli bir gelişme oldu. Kalkan, tamir ettiği saatin artık çalışır durumda olduğunu ve dükkanında alıcısını beklediğini belirtti.

Meslekteki Düşüş

Hüsni Kemal Kalkan, saat tamirciliğine olan ilginin her geçen gün azaldığını belirtti. Eskiden çırak arayanların dükkana geldiğini, ancak artık kimsenin bu talepte bulunmadığını ifade etti. “Oğlumu okuttum ve memur olsun dedim ama o da saatçi oldu. artık son demlerini yaşıyor,” diye ekledi. Kalkan, gençlerin mesleğe ilgi göstermediğini ve bunun mesleğin geleceği için endişe verici olduğunu dile getirdi.

Kalkan, “Eskiden dükkana gelirlerdi ve ‘Usta çırak lazım mı?’ diye sorarlardı. Şimdi kimse böyle bir talepte bulunmuyor. Herkes, nasıl rahat kazanırım, nasıl rahat yaşarım derdinde,” diyerek mesleğin zorluklarını vurguladı. Bu durum, saat tamirciliği gibi geleneksel mesleklerin geleceği için bir tehdit oluşturuyor.

Oğul Fatih Kalkan'ın Görüşleri

Fatih Kalkan, babasından saatçiliği öğrenmenin kendisi için büyük bir şans olduğunu belirtti. “Babamdan saatçiliği öğrenmek benim için duygusal bir konu. Dükkanımıza şehir dışından ve yurt dışından gelen müşterilerimiz var,” dedi. Akıllı saatlerin onarımının kısıtlı olduğunu, bu alanda daha çok elektronikçilerin çalıştığını belirtti. “Elimizde parçası olan bir saat ise biz arızasını mutlaka gideririz,” diyerek mesleğin zorluklarına dikkat çekti.

Hüsni Kemal Kalkan, 52 yıl boyunca sakladığı saati 1.500 dolara satışa sunduğunu ve alıcısını beklediğini ifade etti. “Bu nasip kısmet işidir,” diyerek sözlerini tamamladı. Kalkan, saat tamirciliği mesleğinin geçmişteki prestijini kaybettiğini, ancak nostaljik saatlere olan ilginin hala sürdüğünü vurguladı. Kalkan’ın hikayesi, mesleğin zorluklarına rağmen tutku ve azimle devam edebileceğini gösteriyor.

Sonuç olarak, Hüsni Kemal Kalkan'ın hikayesi, saat tamirciliği mesleğinin geçmişten günümüze nasıl evrildiğini ve bu alandaki zorlukları gözler önüne seriyor. Kalkan, hem kendi hikayesini hem de mesleğin geleceğini düşünerek, saat tamirciliğinin önemini vurgulamaya devam ediyor. Bu durum, hem genç nesillere ilham verebilir hem de saat tamirciliği mesleğinin değerini yeniden hatırlatabilir. Kalkan’ın 52 yıl sonra tamir ettiği , hem geçmişe bir yolculuk hem de geleceğe bir umut ışığı olarak duruyor.