Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, Türkiye'deki köprü ve otoyol özelleştirmelerinin, ülkenin otoyol ağının %90'ının özel şirketlerin eline geçmesine yol açabileceğini ifade etti. Bu durum, 75 yıllık geçmişe sahip olan Genel Müdürlüğü'nün fiilen kapanması anlamına gelebilir. Yavuzyılmaz, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, AKP'nin planlarını eleştirerek, bu durumun vatana ihanet olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Otoyol Uzunlukları ve Özelleştirme Süreci

Yavuzyılmaz, Türkiye'deki toplam otoyol uzunluğunun, bağlantı yolları dahil olmak üzere 3.796 kilometre olduğunu belirtti. Mevcut durumda devletin işlettiği otoyolların uzunluğu 2.282 kilometre iken, Yap-İşlet-Devret modeliyle özel sektör tarafından işletilen otoyolların uzunluğu 1.514 kilometredir. Özelleştirmeler gerçekleşirse, devletin işlettiği otoyolların uzunluğu yalnızca 359 kilometreye düşecek. Öte yandan, özelleşen otoyollar ve Yap-İşlet-Devret modeliyle özel sektör tarafından işletilecek otoyolların toplam uzunluğu 3.437 kilometreye ulaşacak.

Bu değişiklikle birlikte, Türkiye’nin otoyol ağının işletilme oranı da büyük bir dönüşüm geçirecek. Mevcut durumda %60'ı kamuya, %40'ı özel sektöre ait olan otoyol işletmeleri, özelleştirmelerle birlikte %10 kamuya, %90 özel sektöre geçecek. Yavuzyılmaz, bu durumun Karayolları Genel Müdürlüğü'nü yok edeceğini ve vatandaşları özel şirketlerin zorunlu müşterisi haline getireceğini belirtti. Ayrıca, yandaş şirketlerin kuracakları otoyol tekellerinin, araç geçiş ücretlerine büyük zamlar yaparak bu yükü vatandaşlara yükleneceği konusunda uyarıda bulundu.

Kamu Çalışanları ve Olası Etkiler

Yavuzyılmaz, bu özelleştirmelerin yalnızca kamu hizmetlerini değil, aynı zamanda KGM bünyesinde çalışan binlerce işçi ve memurun da işten çıkarılmasına yol açacağını ifade etti. Özelleştirmelerin gerçekleşmesi durumunda, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün işlevselliğinin büyük ölçüde zayıflayacağını ve kurumun göz göre göre çökertileceğini belirtti. Bu nedenle, Yavuzyılmaz, AKP’nin özelleştirme planlarının derhal iptal edilmesi gerektiğini savundu. Bu açıklamalar, Türkiye'deki kamu hizmetlerinin geleceği ve özelleştirme politikalarının etkileri üzerine önemli bir tartışma başlatabilir. Yavuzyılmaz’ın bu konudaki görüşleri, kamuoyunda geniş yankı bulabilir ve özelleştirme tartışmalarını yeniden alevlendirebilir.