İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, İstanbul'daki hava kirliliğinin ağustos ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11 oranında arttığını ortaya koydu. İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros'un liderliğinde yapılan çalışma, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hava kalitesi ölçüm istasyonlarından elde edilen verileri kapsamaktadır. 2026 yılı ağustos ayında, 26 istasyonda havadaki partikül madde (PM10) konsantrasyonu ortalama olarak metreküp başına 31,9 mikrogram olarak kaydedilirken, 2025 yılının aynı döneminde bu değer 28,87 mikrogram olarak belirlenmiştir. Bu veriler, İstanbul'un hava kalitesinin olumsuz bir seyir izlediğini göstermektedir.
Hava Kirliliği Ölçümleri
Ağustos 2026'da hava kirliliğinin en yüksek olduğu istasyon, metreküp başına 53,06 mikrogram ile "Sultangazi 1" olarak belirlenmiştir. Bu istasyonu, metreküp başına 51,26 mikrogramla "Sultangazi 2" ve 44,28 mikrogramla "Tuzla" izlemektedir. Hava kirliliğinin en düşük ölçüldüğü istasyon ise metreküp başına 19,44 mikrogram ile "Alibeyköy" olmuştur. Bu ölçümler, İstanbul'un farklı bölgelerinde hava kalitesinin ne denli değişkenlik gösterdiğini ortaya koymaktadır.
Değişim Oranları
Partikül madde kirliliği, bazı istasyonlarda azalma gösterirken, diğerlerinde önemli artışlar kaydedilmiştir. Hava kirliliğinin en fazla arttığı istasyonlar arasında yüzde 120,05 ile "Sarıyer" ve yüzde 95,29 ile "Kumköy" dikkat çekmektedir. Diğer yandan, en fazla azalma gösteren istasyon ise yüzde 30,89 ile "Yenibosna" olmuştur. Bu durum, İstanbul'daki hava kalitesinin yerel koşullara bağlı olarak değiştiğini göstermektedir.
Hava Kirliliği Nedenleri
Prof. Dr. Toros, hava kirliliğindeki artışın meteorolojik koşullarla doğrudan ilişkili olduğunu ifade etmiştir. Uzun süreli sıcak ve yağışsız hava koşulları, hava kalitesinin olumsuz etkilenmesine neden olmuştur. Zayıflayan rüzgarlar ve düşük atmosferik karışım, şehrin havalandırma kapasitesini azaltarak kirleticilerin atmosferden uzaklaştırılmasını zorlaştırmıştır. Bu durum, hava kirliliğinin artmasında önemli bir rol oynamaktadır.
İstanbul'daki hava kirliliği ölçümlerinin istasyonlara göre farklılık gösterdiğini belirten Toros, yerel koşulların yanı sıra meteorolojik şartların da hava kalitesi üzerinde belirleyici bir etkisi olduğunu vurgulamıştır. Rüzgarın zayıfladığı ve yağışın azaldığı dönemlerde hava kirliliğinin daha dikkatli bir şekilde izlenmesi gerektiğini sözlerine eklemiştir. Bu bağlamda, hava kalitesinin izlenmesi ve iyileştirilmesi için gerekli önlemlerin alınması büyük önem taşımaktadır. Hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkileri de göz önünde bulundurulduğunda, bu konuda atılacak adımların aciliyeti daha da artmaktadır. Hava kirliliği oranlarının düzenli olarak takip edilmesi, hem çevre hem de halk sağlığı açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu nedenle, İstanbul'un hava kalitesinin sürekli olarak izlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması, kentin geleceği için hayati bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca, hava kirliliği ile mücadelede toplumsal farkındalığın artırılması ve bireylerin bu konuda bilinçlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Hava kalitesinin iyileştirilmesi için kamu ve özel sektör iş birliği ile sürdürülebilir çözümler geliştirilmesi gerekmektedir.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.