İsrail'in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel , işgal altındaki 'nın kuzeyinde 35 yapısının yıktırıldığını açıkladı. Smotrich, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, Sivil İdare denetim biriminin bu yıkımları gerçekleştirdiğini ifade etti. Yıkılan yapıların yasadışı olduğunu iddia eden Smotrich, bu eylemin Batı Şeria'nın kuzeyindeki yasadışı birimlerini koruma amacını taşıdığını belirtti.

Yıkımların Amacı

Smotrich, gerçekleştirilen yıkımların "egemenlik kurma" ve işgal altındaki Batı Şeria'da yasadışı yerleşimleri güçlendirme çabası kapsamında yapıldığını aktardı. Filistin Kurtuluş Örgütü'ne (FKÖ) bağlı Ayrım Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyi, ağustos ayında İsrail makamlarının Batı Şeria'da toplam 71 gerçekleştirdiğini ve bu yıkımlar sonucunda toplamda 155 yapının yok edildiğini duyurdu. Yıkımlar nedeniyle en az 200 Filistinlinin, 75'i çocuk ve 56'sı kadın olmak üzere, doğrudan zarar gördüğü bildirildi.

Yerleşim Planları

Ayrıca, İsrail makamlarının ağustos ayında Batı Şeria ve Kudüs'te 3 bin 819 yasadışı yerleşim birimini kapsayan 12 yeni yerleşim planı ve projesini ilerlettiği ifade edildi. Bu projelerin toplamda 5 bin 472 dönümlük alanı kapsadığı belirtildi. Uluslararası hukuka göre, 1967 yılında işgal edilen Batı Şeria, gelecekteki Filistin Devleti'nin toprakları arasında kabul ediliyor. İşgalci güçlerin, işgal altındaki topraklara kendi nüfusunu nakletmesi ve burada mülkiyete ilişkin değişiklikler yapması, uluslararası hukuka aykırı sayılmakta. Ancak Tel Aviv yönetimi, son yıllarda Batı Şeria'daki mevcut yasadışı yerleşimlerin genişletilmesine ve yeni yerleşimlerin inşasına hız vermiştir. Bu durum, uluslararası toplumda çeşitli tepkilere yol açmakta ve Filistinlilerin hakları üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır.

İsrail'in bu eylemleri, uluslararası hukukun ihlali olarak değerlendiriliyor ve bölgedeki gerilimi artıran unsurlar arasında yer alıyor. Smotrich'in açıklamaları, yıkımların arkasındaki gerekçeleri savunurken, Filistin tarafı ise bu durumu insan hakları ihlali olarak nitelendiriyor. Uluslararası toplumun bu konudaki tutumu ise dikkatle izlenmekte ve çeşitli diplomatik tepkilere yol açmaktadır.