İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasının 77. duruşması, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda gerçekleştirildi. Bu duruşmada, toplamda 51'i tutuklu olmak üzere 414 sanığın yargılandığı davanın önemli bir aşaması tamamlandı. Duruşmada, tutuksuz sanıklardan Semih Bilgin'in savunması alındı. Bilgin, firari sanık iş insanı Murat Gülibrahimoğlu'nun şoförü olarak görev yaptığını belirtti.

Semih Bilgin'in Savunması

sırasında, tutuklu sanık İBB iştiraki Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker'in duruşma salonunda fenalaşması üzerine sağlık ekipleri müdahale etti. Duruşmaya verilen kısa bir aranın ardından Bilgin, 2015 yılından beri Gülibrahimoğlu'nun şoförü olarak çalıştığını ifade etti. Bilgin, "Öncelikle 4,5 milyon dolar nakit para çekildiği iddiası var. Ben hayatım boyunca böyle bir parayı çekmek bir yana, böyle bir miktarı bir arada bile görmedim. Ancak farklı zamanlarda, Göktürk ve Maslak'taki banka şubelerinden Adem Başer'in yazmış olduğu talimatlarla bazı paralar çektim. Bu paraları Adem Bey'e ne yapmam gerektiğini sorduğumda, kendisi Murat Bey'e teslim etmemi söyledi," dedi.

Bilgin, çektiği paraların hesabına giriş yapılan miktarlarla ilgili olarak, çalıştığı süre boyunca konut ve araç giderlerini kendisinin karşıladığını, sonrasında muhasebenin bu parayı kendisine yatırdığını belirtti. Suçsuz olduğunu savunan Bilgin, beraatini talep etti.

Adem Tuncay'ın İfadeleri

Duruşmada, tutuksuz sanıklardan İBB Reklam Yönetim Müdürü Adem Tuncay da savunma yaptı. Tuncay, belediyede 2006 yılından beri çalıştığını ve 2022 yılında müdür olarak atandığını söyledi. Gözaltına alındığı tarihe kadar fiilen görevini sürdürdüğünü belirten Tuncay, cezaevinde bulunduğu süreçte kendisine çeşitli baskılar yapıldığını öne sürdü.

Tuncay, "Cezaevinde bulunduğum süreçte başkanım, özellikle Hakan Karaköse'nin tahliye edilmesinin ardından, bugüne kadar beni hiç ziyaret etmeyen belediyenin üst düzey yöneticileri, hatta birkaç milletvekili birebir ziyaretime gelmeye başladılar. Bunlardan biriyle görüştüm, diğerine ise görüşmek istemediğimi dilekçe ile bildirdim," şeklinde konuştu.

Tuncay, devlet memuru olduğunu ve hiçbir siyasi partiye bağlı olmadığını savunarak, "Hakan Karaköse'nin tahliyesinden sonra bana dolaylı bir baskı kurulmaya çalışıldı," dedi. Savcılığa kendi iradesiyle başvurduğunu belirten Tuncay, "Cezaevi sürecinde yaşadığım bu durumları çok düşündüm. Zamanla avukatımla yaptığım görüşmeler ve dosyaya ilişkin edindiğim yeni bilgiler neticesinde, bildiklerimi savcılığa anlatmaya karar verdim. Savcı bey tarafından kimsenin ismini vermem konusunda bir zorlama yapılmadı," ifadelerini kullandı.

Tahliye edildikten sonra görevine dönmek için İBB'ye yazılı bir dilekçeyle başvurduğunu ancak hâlâ görevine başlatılmadığını belirten Tuncay, bu davadan tahliye edilen birçok üst bürokratın görevine başlatıldığını, kendisine ise "Hukuki süreç devam ettiğinden uygun görülmemiştir" şeklinde dönüş yapıldığını dile getirdi.

İddialar ve Savcının Soruşturması

Tuncay, eşinin de 2008'de İBB'de çalışmaya başladığını, 2019'dan sonra yeni yönetimle birlikte sıkıntılar yaşamaya başladığını ve yaklaşık 13 yıldır emek verdiği işinden çıkarıldığını ifade etti. İddianamede ana ihaleden sonra gerçekleştiği öne sürülen bazı iddialar bulunduğunu belirten Tuncay, "İştirak şirketlerinin yaptığı alt ihalelerden, muvazaalı olduğu ileri sürülen yan tekliflerden, işi alan firmalardan, paraların bir sisteme aktarıldığından ve daha sonraki aşamalarda gerçekleştiği iddia edilen başka işlemlerden bahsedilmektedir. Eğer sonraki süreçlerde birileri bu sistemin bir açığını kullanarak menfaat elde ettiyse, bu konularla benim hiçbir bilgim ve ilgim yoktur," şeklinde savunma yaptı.

Cumhuriyet savcısının, "Bu yapılmayan işlerle ilgili fatura meselesi nasıl olurdu?" sorusuna Tuncay, "İştirak şirketine bir para aktarıldı" gibi serzenişlerde bulunduğunu anlattı. Savcı, "Reklam yerleriyle ilgili değeri yüksek olan yerlere göz yumulduğundan bahsediyorsunuz. Daha sonraki süreçte Murat Ongun'un bu alanların, bu reklamların indirilmemesi yönünde Kağan Sürmegöz aracılığıyla zabıtaya talimat verdiği şeklinde beyanınız var," dedi. Tuncay, "Doğrudur. Yönetmelik gereği reklam izni vermek mümkün olmayan yerlerde oluyordu. Bunların bir kısmı da ecrimisil dosyası adı altında yürütülüyordu. Zabıtadan zaman zaman kaldırma talepleri geliyordu," şeklinde yanıtladı.

Savcının, "Yani Kağan Sürmegöz üzerinden bir talimat veriliyordu zabıtaya Murat Ongun tarafından, bu yerlerle ilgili?" sorusunu sorması üzerine Tuncay, "Evet, özetle," şeklinde cevap verdi. Tuncay, savcının, "Reklamist'e ilişkin anlatımlarınız var. Bu Reklamist'in işlerini Murat Ongun'un Kağan Sürmegöz üzerinden takip ettiğini ifade etmişsiniz. Bu takip nasıl oluyordu?" sorusuna, "Bu Reklamist'in işleriyle alakalı Kağan Bey defalarca bize bunun patron firması olduğunu söyledi," yanıtını verdi.

Savcının, "Patrondan kastınız kim?" sorusuna Tuncay, "Murat Bey. Yani Murat Bey'e patron diye hitap ederdi," dedi. Tuncay, savcının, Modyo ve Reklamist arasındaki bir anlaşma konusunu detaylandırmasını istemesi üzerine, "Modyo aslında 2015 yılında yapılmış bir araç içi dijital ekran ihalesi. Yaklaşık 20 yıllık bir ihale, 2035'te sona erecek. Modyo'nun ihalesinin kapsamına giren bazı hatlar var ve bunlar ilk ihale olduğu için biraz daha değerli. 2020'den sonra özellikle bu dijital alanlarla ilgili Reklamist firması talip oldu ve bu işleri de alt yüklenici, iştirak şirketinden alıyordu. Daha sonraki süreçlerde Reklamist, bazı değerli olmayan lokasyonları yeterli kar sağlayamadığı gerekçesiyle işletmek istemedi. Ancak ihaleyi almış olduğu için değersiz kısımlarını Modyo'ya kiralamak zorunda kaldı," şeklinde ifade etti.

Savcının, "Burada amaç Reklamist'in karlarını katlamak mı?" sorusuna Tuncay, "Reklamist'in tabii," diye yanıtladı.

Duruşmanın Sonuçlanması

Söz verilen tutuklu sanık Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, "Sizi 20 yıldır çalıştığınız belediyede müdür yapan, size lojman veren Ekrem İmamoğlu örgüt lideriyse, örgütün üyesi olursunuz. Lojmanınızı ve makamınızı veren kişi olarak. Şu anda da hala İBB lojmanında yaşıyorsunuz. Kimse de size kötülük yapmıyor," dedi. Tuncay ise, "Çok güzel yapıyorlar onu da söyleyeyim de şimdi yapmıyor demeyin," şeklinde yanıt verdi. Ongun, "Yapsalar atarlar lojmandan," dedi.

Tuncay, "Çalışıyorlar merak etmeyin, onunla ilgili de çalışıyorlar. Sürekli bir baskı altındayım oturduğum lojmanla ilgili zaten. Bu konuyu ben dile getirmemiştim ama açtığınız için getireyim. Ayrıca bu belediyenin herhangi bir yöneticisinin lojmanı değil, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin lojmanı. Yani burada oturan sadece tek memur ben değilim, orada oturan birçok memur var belediyenin," diye konuştu.

Duruşmanın çapraz sorgusunun tamamlanmasının ardından Tuncay'ın avukatının beyanı dinlendi. Duruşmada, Eyüp Subaşı'nın eşi Gülşah Subaşı ve oğlu Onur Buğra Subaşı ile Songül Çar'ın da savunmaları alındı. Duruşma, Tuncay'ın avukatının beyanının dinlenmesine devam edilmek üzere sabah saatlerine ertelendi. Bu arada, yaklaşık 14 saat süren duruşmada, 6 tutuksuz sanığın savunmasının da alınmasıyla, davada toplam 108 tutuksuz sanığın savunması tamamlanmış oldu.