FETÖ’nün firari savcıları Zekeriya Öz, Cihan Kansız ve Mehmet Yüzgeç’in yargılandığı davada önemli gelişmeler yaşanıyor. Bu davada, kumpas davalarında aktif rol oynamış olan FETÖ'cü hakim ve savcıların yargılandığı süreç, Yargıtay 5. Dairesinde 22. celsesiyle devam etti. 8 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirilen duruşmada, savcı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın firari sanıklara yönelik mütalaasını yineleyerek, sanıklar için zamanaşımı gerekçesiyle ‘dava düşürülmesi’ talebinde bulundu. Mahkeme, savcının esas mütalaasına savunma için gelecek celseye kadar müştekilere süre vererek davaya 6 Ekim'de devam edileceğini açıkladı.
Özel Nitelikli Suçlar
Dava hakkında görüş bildiren Ceza Hukukçusu Prof. Dr. Ümit Kocasakal, zamanaşımının her bir suç bakımından ayrı ayrı hesaplanması gerektiğini vurguladı. Kocasakal, rüşvet veya irtikap suçlarının unsurlarının mevcut olabileceği bir ortamda, genel nitelikli görevi kötüye kullanma suçunun uygulanamayacağını ifade etti. Bu suçların, ‘özel nitelikli’ ve özel olarak düzenlenmiş görevi kötüye kullanma suçları olduğunu belirtti. Kocasakal, bu tür suçların, FETÖ’nün faaliyetleri çerçevesinde daha ağır bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Örgütün Niteliği
Kocasakal, FETÖ ve militanlarının asıl görevlerine dikkat çekerek, örgütü temsil eden savcı veya hakimlerin durumunun, genel nitelikli görevi kötüye kullanma suçunu anlamsız hale getirdiğini ifade etti. Örgütün niteliği ve amaçları göz önünde bulundurulduğunda, anayasa ihlali, silahlı örgüt yöneticiliği veya üyeliği gibi suçların devreye girdiğini belirtti. Bu bağlamda, FETÖ'nün tarihi süreçte gerçekleştirdiği eylemlerin, hukuki açıdan daha kapsamlı bir değerlendirme gerektirdiğini vurguladı.
Mücadelede Kararlılık
Kocasakal, FETÖ’nün anayasal düzene karşı darbe teşebbüsünde bulunmuş bir örgüt olduğunu hatırlatarak, bu gerçekliğin unutulmaması gerektiğini vurguladı. Mücadelede zaafa düşülmemesi gerektiğini belirten Kocasakal, örgütün hakim ve savcı görünümlü militanlarına işledikleri tüm suçların hesabının doğru ve adalet duygusunu tatmin edecek şekilde sorulması gerektiğini ifade etti. Bu bağlamda, hukukun üstünlüğü ilkesinin her zaman gözetilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Zamanaşımının Durması
Avukat Dr. Onur İste, TCK’nın 67. maddesine göre soruşturma ve kovuşturma yapılmasını izne tabi olduğu durumlarda zamanaşımının duracağını hatırlattı. İste, durma nedeni sona erdiğinde zamanaşımının kaldığı yerden işlemeye devam edeceğini belirtti. Ayrıca, şüphelilerin kaçak olduğuna dair karar verilmesi durumunda zamanaşımının durması gerektiğini ifade etti. Bu durum, hukukun uygulanabilirliğini sağlamak açısından kritik bir öneme sahiptir.
Kaçaklık Kararı
İste, şüphelilerin kaçtığının görüldüğünü belirterek, bu suçların devletin güvenliğine karşı ve anayasal düzene karşı işlenen suçlarla bağlantılı olması gerektiğini vurguladı. Kaçaklık kararı verilmesi gerektiğini ifade eden İste, eğer bu karar verilmişse zamanaşımının durması gerektiğini belirtti. Bu bağlamda, hukukun işleyişinin sağlanması açısından kaçaklık durumunun göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade etti.
Süreçlerin Ayrı Ele Alınması
İste, soruşturma izninin ayrı, kovuşturma izninin ayrıca alınması gerektiğini belirtti. Her iki izin süresinin de zamanaşımını ayrı ayrı durduracağını ifade etti. Ayrıca, bu suçların bireysel bir suç olmaması ve anayasa ihlali gibi suçları içermesi nedeniyle daha uzun zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini vurguladı. Bu durum, hukukun adalet anlayışı çerçevesinde ele alınmalıdır. Kısacası, FETÖ davalarında zamanaşımı ve hukuki süreçler, titizlikle ele alınması gereken konulardır ve her aşamada hukukun üstünlüğü sağlanmalıdır.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.