Geçtiğimiz günlerde, işçi sınıfının ve emeğin yılmaz savunucusu yazar Şükran Soner’in anısını yaşatmak amacıyla, DİSK’in kurucu lideri ve tüm DGM direnişçileri anıldı. Bugün, 50 yıl önce, 16 Eylül 1976'da başlayan ve 20 Eylül'e kadar süren DGM direnişinin yıldönümünü kutluyoruz. Bu tarih, işçi sınıfının devrimci sendikal örgütü DİSK’in, Devlet Güvenlik Mahkemeleri’ne (DGM) karşı başlattığı önemli bir direnişin başlangıcını simgeler. DİSK, yalnızca kendi haklarını savunmakla kalmamış, aynı zamanda tüm toplumu harekete geçirmiştir. 1976 1 Mayıs’ında elde edilen güç ve moral, DİSK’in toplumsal yaşamda daha fazla etkili olmasını sağlamıştır.

DGM Direnişinin Öyküsü

, 12 Mart döneminin karanlık günlerinde yaşanan acılarla şekillendi. Bu dönemde, ve toplumsal muhalefet, yeni bir alanı oluşturma çabası içindeydi. 12 Mart’ın mağdurları, DGM’lerin yeniden yasalaştırılma çabalarını büyük bir tehdit olarak algılıyordu. DİSK, 16 Eylül 1976'da genel yas ilan ederek bir dizi eylem başlattı. Bu eylemler, DİSK’e bağlı işyerlerinde ve diğer üretim alanlarında üretimin durdurulmasıyla başladı. Eylemler, 20 Eylül tarihine kadar sürdü ve bu süreçte işçi sınıfı, gözaltılara ve işten çıkarmalara rağmen kararlılıkla direndi.

Direnişin Sonuçları

DGM direnişi, başarıyla sonuçlandı ve DGM yasası engellendi. Bu direnişin en önemli boyutu, işçi sınıfının daha önce yalnızca ekonomik taleplerle hareket ederken, DGM gibi siyasal bir konuda da açıkça tavır almasıydı. DGM direnişi, emek hareketi ve sendikal örgütlenmeler için önemli dersler içeriyordu. Bu derslerin başında, ekonomik ve siyasal mücadelenin bir araya getirilmesi ve dayanışmanın güçlendirilmesi gelmektedir.

DGM Direnişinin Önemi

Yarım asır sonra, DGM direnişine dönüp baktığımızda, o dönemdeki işçi hareketinin bilinç ve örgütlülük düzeyi dikkat çekmektedir. Dönemin ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), başta DİSK olmak üzere sendikal örgütlenmelerle ve emek hareketiyle önemli bir dayanışma sergilemiştir. DGM direnişinin iki önemli yönü bulunmaktadır: Birincisi, işçi sınıfının siyasal bir konuda kararlılıkla hareket etmesi; ikincisi ise bu direnişin başarıya ulaşarak DGM’lerin engellenmesidir.

Günümüzdeki Durum

Günümüzde, ve toplumsal mücadeleler, geçmişe göre daha zorlu bir süreçten geçmektedir. Ancak, geçmişte elde edilen kazanımlar ve değerler, umudumuzu korumamızda bize yardımcı olmaktadır. DGM direnişinin 50. yılı dolayısıyla, geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Şükran Soner’i, bu yıl 100. yaşını kutladığımız DİSK’in kurucu lideri Kemal Türkler’i ve tüm DGM direnişçilerini saygıyla anıyoruz. Bu yazı, onların anılarına bir armağan niteliğindedir. Umut ediyoruz ki, yeni başarı öyküleri, işçileri, emekçileri, aydınları, sendikacıları, siyasetçileri, kadınları, erkekleri ve gençleriyle birlikte, bu ülkenin ilerici yurtsever yurttaşları tarafından yazılacaktır.