Deutsche Bank, küresel tahvil piyasalarında yaşanan son satışların bir kriz habercisi olmadığını belirtti. Bankanın analizine göre, piyasalar 2010’lu yıllardaki yapay düşük faiz dönemini geride bırakarak tarihsel ortalamalarına geri dönüyor.
Kriz Değil Normalleşme
Bankanın uzmanları, mevcut durumun bir "mali kıyamet" olmadığını, aksine 2010'lu yıllardaki anormalliklerin ardından sağlıklı bir normalleşme sürecinin başladığını vurguladı.
Faiz Dönemi Sona Erdi
Merkez bankalarının trilyonlarca dolarlık devlet borcu satın aldığı ve gösterge faizlerin sıfır seviyelerinde tutulduğu dönem sona erdi. Uzmanlara göre, piyasalara dönen yatırımcılar için mevcut getiri oranları, bir çöküşü değil, makul seviyeleri temsil ediyor.
Yüksek Kamu Borçlanması ve Enflasyon
Yüksek kamu borçlanması ve merkez bankalarının bilanço küçültme adımları, ABD'de enflasyonun beş yılı aşkın süredir Fed'in yüzde 2'lik hedefinin üzerinde seyretmesiyle birleşerek getirileri doğal seviyelerine çıkarıyor.
Küresel Ekonomide Direnç
Jeopolitik gerilimler ve enerji şoklarına rağmen, küresel ekonominin gösterdiği direnç de getirilerdeki artışı destekliyor. ABD'de ikinci çeyrek nominal GSYH büyümesi yıllık yüzde 6,6 olarak kaydedildi. Bu güçlü büyümede enerji fiyatları ve yapay zeka yatırımlarının etkisi büyük rol oynuyor.
Yükselen Getiriler Yatırımcıyı Koruyor
Yeni dönemde yükselen getiriler, fiyat dalgalanmalarına karşı yatırımcılar için koruma sağlıyor. Geçtiğimiz yıl ABD 10 yıllık tahvil getirileri 0,60 puan artmasına rağmen Bloomberg ABD Hazine Toplam Getiri Endeksi pozitif bölgede kalmaya devam etti.
Piyasalar Tarihsel Normlara Yaklaşıyor
Sonuç olarak, süreç risklerin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmese de, piyasaların son 100 yıllık tarihsel ortalamalara yakın bir seviyeye yerleştiği görülüyor. Tahviller, artık sermaye kazancı odaklı bir araç olmaktan çıkıp, yatırımcısına düzenli ve birikimli kupon geliri sağlayan geleneksel kimliğine yeniden kavuşuyor.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.