, bağımsız bir topluluğu olarak farklı sanat dallarına ev sahipliği yapıyor ve disiplinlerarası üretim gerçekleştiriyor. Geçen sezon, Pulitzer Ödüllü yazar ’in klasiği “The Effect of Gamma Rays on Man-in-the-Moon Marigolds”dan Nihan Okutucu’nun uyarlayıp yönettiği “” oyununu sahnelemişti. Bu sezon da yeni oyunlarla devam edecekler.

‘DNA’ Oyunu ve Teması

“DNA” adlı oyunda Emek Targan Gürsoy, Eda Yazıcı ve Hilal Başak Bol rol alıyor. Oyun, bilimle yeni bir yaşam kurmaya çalışan Deniz’in annesi Nuran ve Aylin ile olan ilişkisi üzerinden aile, geçmiş ve aidiyet meselelerine odaklanıyor. Deniz’in genetik üzerine yaptığı çalışmalar, yalnızca bilimsel bir arayış değil, aynı zamanda geçmişten ve ailesinden kurtulma isteğini de içeriyor. Oyun, insanın kendisine miras kalan hikâyelerden ne kadar uzaklaşabileceğini sorguluyor.

Yeni Sezon Programı

Yeni sezonda, hem kendi yapımlarını hem de yeni sanatçıların projelerini destekleyecekleri yoğun bir programla ilerleyecekler. Kasım ayının sonlarına doğru Ozan Ağaç’ın yazdığı “Neredeyse Mutlu Olacaktım” adlı oyunun açılışını yapacaklar. Bu oyun, şehir yalnızlığına odaklanarak gündelik yaşamın içinden gerçekçi karakterleri ironik bir dille ele alıyor.

Çocuklar İçin Shakespeare Atölyeleri

Okutucu ve Gürsoy, çocuklar için yeni bir Shakespeare serisi oluşturduklarını belirtiyor. Her ay farklı bir Shakespeare oyununun dünyasına girecekleri yaratıcı drama atölyelerinde, çocukların karakterleri, hikâyeleri ve duyguları oynayarak keşfetmeleri amaçlanıyor. Ayrıca, yeni mezun genç oyuncuların projelerini değerlendirip işbirlikleri geliştirmeyi planlıyorlar.

Bağımsız Sanat Üretimi ve Kolektif Yapı

Gürsoy, Sıraselviler 57 adlı tarihi apartmanın bir art collective’e dönüşme sürecinin parçası olduklarını da ifade ediyor. Farklı disiplinlerden sanatçıların aynı çatı altında üretim yapmasının, İstanbul’un bağımsız kültür ve sanat hayatına yeni bir alan açacağına inanıyorlar.