Muğla'nın ilçesinde, Ormanı çevresindeki İkizköy ve çevresindeki yaşam alanlarının geleceğini belirleyecek duruşmalar, 16 Eylül 2026 tarihinde saat 09.30'da 6. Dairesi'nde gerçekleştirilecek. Acele kapsamında 200 parsele ilişkin açılan 96 davada, Danıştay 6. Dairesi, 28 Nisan'da üretiminin devam etmesi ile enerji arzı ve ekonomik gerekçelerin olağan kamulaştırma ihtiyacını açıklayabileceğini, ancak acele kamulaştırma için gerekli "acelelik halini" ortaya koymadığını belirterek yürütmeyi durdurma kararı vermişti. Ayrıca, Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, temmuz ayında taşınmazlara el konulması ve bedel tespitine ilişkin dosyalarda, Danıştay'daki iptal davaları kesinleşinceye kadar yargılamaların durdurulmasına karar verdi.

Arz Güvenliği İddiasına Teknik Rapor

Duruşma öncesinde Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), acele kamulaştırmanın sadece mülkiyet sorunuyla sınırlı olmadığını vurguladı. Yaklaşık 627,98 hektarlık alandaki zeytinlikler, tarım arazileri, evler, su kaynakları ve yaşam alanlarının tehdit altında olduğunu ifade etti. Kamulaştırmanın enerji arz güvenliği için zorunlu olduğu yönündeki gerekçenin bilimsel ve teknik verilerle doğrulanmadığı belirtildi. EGEÇEP, TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası ile Makina Mühendisleri Odası'nın 10 Eylül'de yayımladığı ortak teknik rapora dikkat çekti. Bu rapora göre, Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin toplam 1768 megavat kurulu güce sahip olduğu ve bu santrallerin 2025 sonu itibarıyla Türkiye'nin kurulu gücündeki payının yüzde 1,43 olacağı ifade edildi. Ayrıca, üç santralın devreden çıkarılmasının Türkiye'nin ve Ege Bölgesi'nin elektrik arz güvenliğini olumsuz etkilemeyeceği vurgulandı. Raporda, Ege Bölgesi'nin kendi tüketiminden yaklaşık yüzde 24,8 daha fazla elektrik ürettiği de belirtildi.

Kömür Mü, Yaşam mı?

EGEÇEP, Türkiye'nin 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya'da COP31'e ev sahipliği yapacağını hatırlatarak, iklim hedefleri açıklanırken köylerin ve zeytinliklerin kömür madenciliğine açılmasının çelişki oluşturduğunu ifade etti. "Kömür mü, yaşam mı? Şirketlerin çıkarı mı, kamu yararı mı? Yoksa zeytinliklerimiz, suyumuz, toprağımız ve gelecek kuşakların yaşam hakkı mı?" sorularını yöneltti. Danıştay'ın önceki hukuki yaklaşımını sürdürmesini ve acele kamulaştırma kararını iptal etmesini beklediklerini belirten EGEÇEP, "Milas'ın köyleri maden sahası değildir. Akbelen'den, zeytinimizden, suyumuzdan ve toprağımızdan vazgeçmiyoruz" ifadelerini kullandı. YK Enerji ise temmuz ayında yaptığı açıklamada, Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararının Danıştay'daki davaların sonucunun beklenmesine yönelik bir ara karar olduğunu savunarak, bunun kamulaştırmanın durdurulduğu veya sürecin sona erdiği anlamına gelmediğini belirtti. EGEÇEP, ayrıca, DSİ'nin 2005 tarihli hidrojeolojik etüt raporunda kömür işletmesinin bölgedeki yeraltı suyu sistemini olumsuz etkileyebileceğinin ve işletme sahası sınırının geri çekilmesi gerektiğinin belirtildiğini aktardı. Bu durum, yeraltı su kaynaklarının korunması açısından büyük bir önem taşıyor. EGEÇEP, bu tür projelerin çevresel etkilerini göz önünde bulundurarak, sürdürülebilir bir gelecek için alternatif enerji kaynaklarının değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.