yönetimi, İran savaşının sona ermesinin ardından 'daki kalıcı askeri varlığını ve üs sayısını azaltmayı değerlendirdiği iddia ediliyor. Bu kararın arkasında, İran saldırılarının Amerikan üslerinde sanılandan daha büyük hasara yol açtığı belirtiliyor.

ABD Üslerindeki Hasar

CNN'nin hükümet yetkililerine dayandırdığı habere göre, olası strateji değişikliğinin temelinde ABD'nin bölgedeki varlıklarının İran saldırıları karşısında yaşadığı güvenlik zafiyetleri bulunuyor. Devam eden çatışmalarda 18 ABD askerinin hayatını kaybetmesi ve Amerikan üslerinin defalarca hedef alınması, kalıcı üs konseptinin Washington tarafından yeniden sorgulanmasına yol açtı. Yetkililer, İran'ın füze ve insansız hava aracı saldırılarının yol açtığı hasarın sanılandan daha büyük olduğunu ifade etti.

Altyapı Eksiklikleri

ABD'nin bölgedeki altyapı eksikliklerine dikkat çeken bir yetkili, "Zafiyetler her zaman biliniyordu ancak ABD bu konuda hiçbir zaman acil bir adım atmadı," dedi. Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki üssünün yıkıldığı, Bahreyn, Katar ve Kuveyt'teki Amerikan tesislerinin de ağır hasar aldığı bildirildi.

Yeni Strateji Üzerine Görüşmeler

Pentagon ve CIA çevrelerinde yapılan görüşmelerde, kalıcı üsler yerine personel ve ekipmanın ABD'de tutulması, yalnızca belirli görevler için bölgeye gönderilmesi seçeneği öne çıkıyor. Ayrıca, bölgede kalması zorunlu olan birlikler için tesislerin yer altına taşınmasının planlandığı kaydedildi.

Maliyet ve Yeniden İnşa

İran saldırılarında zarar gören ABD üslerinin yeniden inşasının milyarlarca dolara mal olabileceği ifade ediliyor. Kaynaklar, ABD'nin bu maliyeti ev sahibi bölgesel müttefiklere devretme seçeneğini de değerlendirdiğini aktardı.

Orta Doğu Politikasında Değişim

ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığı, 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından terörle mücadele gerekçesiyle büyük ölçüde genişledi. 2003'teki Irak işgali sırasında bölgedeki Amerikan askeri sayısı 250 bine ulaşmıştı. Geçmişte Barack Obama ve Donald Trump yönetimleri Orta Doğu'dan çıkıp rotayı Asya'ya çevirme yönünde adımlar atmayı hedeflemişti, ancak yaşanan yeni krizler ABD'nin bölgeye yeniden yönelmesine neden oldu. Muhtemel bir bölgesel küçülme adımının, ABD'nin yaklaşık çeyrek asırlık Orta Doğu politikasında tarihi bir kırılma oluşturabileceği değerlendiriliyor.