Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Sözcüsü Olof Gill, işgal altındaki topraklarında bulunan ve uluslararası hukuka aykırı olarak kabul edilen İsrail yerleşimleriyle ticaretin kısıtlanması veya tamamen yasaklanmasına dair çeşitli seçeneklerin haziran ayında üye ülkelere sunulduğunu bildirdi. Ancak bu seçenekler üzerinde herhangi bir uzlaşma sağlanamadığını vurguladı. Gill, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'ın yasa dışı İsrail yerleşimleriyle ticaretin AB genelinde yasaklanmasının "ilkeli bir tutum" olacağına dair açıklamalarını hatırlatarak, komisyonun bu yönde bir teklif sunmamasının nedenlerini de açıkladı.

AB'nin Tutumu

Gill, AB'nin bu konudaki tutumunun "yüzde 100 açık" olduğunu belirtti. İsrail yerleşimlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve bu durumun barış ile iki devletli çözümün önünde bir engel teşkil ettiğini ifade etti. Komisyonun haziran ayında üye ülkelere sunduğu "seçenekler belgesi" içerisinde, yasa dışı İsrail yerleşimleriyle ticaretin tamamen veya kısmen yasaklanması, daha sıkı ihracat lisansı şartlarının getirilmesi ve gümrük tarifelerinin artırılması gibi çeşitli seçeneklerin bulunduğunu aktardı.

Üye Ülkelerin Sorumluluğu

Gill, üye ülkelerin bu seçeneklerden herhangi biri üzerinde anlaşamadığını kaydetti. "Bir veya daha fazla seçenek üzerinde uzlaşmak ve bunu komisyona iletmek üye ülkelerin sorumluluğunda. Dolayısıyla konu üye ülkelerin elinde ve görüşmeler orada devam edecek," dedi. Bu açıklamalar, AB'nin konuya yaklaşımını ve üye ülkelerin karar alma süreçlerindeki rolünü net bir şekilde ortaya koyuyor.

Ortak Karar

Ayrıca, Fransa, Danimarka, Finlandiya, İrlanda, Polonya, Portekiz, İspanya, İsveç ile Norveç, İzlanda, Kanada ve İngiltere, 8 Eylül 2026 tarihinde aldıkları ortak karar doğrultusunda işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan yasa dışı İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklayacaklarını duyurdular. AB, bu yerleşimlerden gelen ürünlere henüz genel bir ithalat yasağı getirmemişken, bu ürünleri AB-İsrail Ortaklık Anlaşması kapsamındaki ticari ayrıcalıklardan hariç tutuyor. AB düzeyinde böyle bir ticaret yasağının kabul edilmesi için üye ülkelerin oy birliği gerekmiyor; nitelikli çoğunlukla karar alınması yeterli. Bu durum, AB'nin içindeki farklılıkları ve üye ülkelerin bu konuda nasıl bir yol izleyeceklerini gösteriyor.