, Almanya'nın doğusunda yer alan ve partisi ’nin son dönemdeki yüzde 44 oy oranıyla dikkat çektiği Saksonya-Anhalt eyaletine oldukça yakın bir konumda bulunuyor. Bu şehir, sadece Doğu Almanya'nın değil, tüm Almanya'nın tarihini özetleyen bir yer olarak öne çıkıyor. Leipzig, ünlü besteci Bach’ın mezarına ve Wagner’in vaftiz edildiği yere ev sahipliği yapmasının yanı sıra, II. Dünya Savaşı sonrasında korku imparatorluğu kuran Stasi’nin başkarargâhı olarak da biliniyor. Bu karargâh, geçmişte muhalifleri izlemek ve sindirmek için kullanılan yöntemlerin sergilendiği bir utanç abidesi olarak anılıyor.

Leipzig'deki Modern Tarih Müzesi, Almanya’nın bölünmesinden birleşmesine uzanan tarihi belgelerle dolu. Müze, Holokost ve Doğu Almanya dönemine ait filmler gösteriyor ve bu konular üzerine tartışmalar düzenliyor. Müze görevlisi, geçmişte Marksist iktisat okuduğu için eğitim hayatının sona erdiğini ve sonrasında 2. sınıf vatandaş olarak yaşamak zorunda kaldığını ifade ediyor.

AfD’nin yükselişi, Doğu Almanya'da derin bir yabancılaşma ve kimliksizlik duygusu yaratan sosyal ve ekonomik koşullarla ilişkilendiriliyor. 1990’daki birleşmeden bu yana, eski sanayi bölgeleri atıl kalmış ve düşük maaşlar ile yüksek işsizlik oranları bu bölgede yaygın hale gelmiş. Geleneksel partilerin etkisi zayıflamış ve sivil toplum da cılız kalmış. Bu bağlamda, yaşanan tüm hüsranların faturası, neredeyse hiç var olmayan yabancılara, özellikle Müslümanlara çıkarılmış.

Leipzig'de, Türk nüfusunun Almanya genelindeki oranı yüzde 3.5 civarındayken, bu şehirde yüzde 0.5’e kadar düşüyor. AfD’nin kalesi olarak bilinen Dresden’de ise bu oran daha da düşük; yüzde 0.23. Buna rağmen, Müslüman düşmanlığının en belirgin temsilcisi olan Pegida hareketi, Dresden’de doğmuştu. Pegida, 2010’ların ikinci yarısında AfD ile birlikte yükseldi ancak iki yıl önce feshedildi. Artık Pegida’ya ihtiyaç kalmadı; AfD, İslam ve göçmen karşıtı söylemlerini siyasi bir programa dönüştürdü.

AfD’nin , geçmişine yönelik kurumsal hafızayı ve eğitim politikalarını kökten değiştirmeyi hedefliyor. Bu vizyon, tarihsel suçluluk kültürünü geride bırakarak milliyetçi bir kimlik inşasını öne çıkarıyor. AfD, Saksonya-Anhalt’ta elde ettiği rekor oy oranı ile bu vizyonu Alman siyasetinin merkezine taşımış durumda.

AfD’nin 2026 Vizyonu kapsamında planlanan bazı maddeler şöyle:

1. Kitlesel Sınır Dışı

AfD, kitlesel sınır dışı uygulamalarını hayata geçirecek bir görev gücü kurmayı planlıyor. Gerektiğinde oturum izinleri iptal edilecek ve iltica başvuruları kaldırılacak.

2. Sivil Devriyeler

Sol gruplar ve göçmenlere karşı polise yardım amacıyla “vatandaş nöbeti” adı verilen sivil devriyeler kurulacak.

3. Sanata Sansür

AfD, anti-Alman sanata sansür uygulamayı hedefliyor.

4. Çocukların Tecridi

Sığınmacı ve engelli çocuklar, sınıflarından tecrit edilecek.

5. Eğitimde Milliyetçilik

Nazi müfredatının hafifletilmesi ve okullarda milliyetçi ritüellerin artırılması planlanıyor.

Avrupa’nın aşırı sağcıları, 2027’deki seçim yılına odaklanmışken, yeni nesil Nazizmin hayaleti Avrupa’nın üzerinde dolaşmaya devam ediyor. AfD’nin bu vizyonu, sadece Almanya’nın değil, tüm Avrupa’nın siyasi dinamiklerini etkileyebilir.

AfD’nin yükselişi, sadece seçim sonuçlarıyla değil, aynı zamanda toplumsal algılarla da bağlantılı. Doğu Almanya'da yaşanan ekonomik zorluklar, insanların kimlik arayışlarını derinleştirirken, AfD’nin sunduğu çözümler bazı kesimler tarafından cazip bulunuyor. Bu durum, toplumda kutuplaşmaya ve aşırı sağın güçlenmesine yol açıyor.

Almanya’da, özellikle Doğu bölgelerinde, geçmişte yaşanan travmalar ve mevcut ekonomik sıkıntılar, AfD’nin söylemlerine zemin hazırlıyor. Partinin, geçmişe yönelik eleştirileri ve milliyetçi söylemleri, bazı seçmenler tarafından bir kurtuluş yolu olarak görülüyor.

AfD’nin 2026 Vizyonu, sadece bir siyasi program olmanın ötesinde, Almanya’nın geleceği için bir dönüm noktası olabilir. Bu vizyonun uygulanması, toplumda derin yarılmalara neden olabileceği gibi, Avrupa’nın genelinde de aşırı sağ hareketlerin güçlenmesine zemin hazırlayabilir.

Sonuç olarak, AfD’nin yükselişi ve 2026 Vizyonu, Almanya ve Avrupa için önemli bir tartışma konusu olarak gündemde kalmaya devam edecek. Bu gelişmeler, sadece siyasi arenada değil, toplumsal ve kültürel alanlarda da yankı bulacak. AfD’nin politikaları, toplumun farklı kesimlerini etkileyerek, gelecekteki siyasi iklimi şekillendirebilir.